.....
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında mahkemece bozmaya uyularak verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı olup davanın kabulüne, davacının takip ve dava konusu bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığına, davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine dair kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup aşamada davacı vekilinin sunduğu 04.01.2018 havale tarihli dilekçe ile davayı geri aldıklarını bildirdiği, buna mukabil davalı vekilinin aynı tarihli dilekçe ile bu istemi kabul ettiklerini beyan ettiği, keza taraf vekillerinin temyiz istemlerinden de karşılıklı olarak vazgeçtiklerini bildirdikleri, bunun üzerine mahkemece verilen 09.01.2018 tarihli ara karar ile bu yöndeki talepler bakımından bir karar verilmek üzere dava dosyasının Dairemize gönderildiği gözlenmiş olmakla dosya re’sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü:
Davanın geri alınması, HMK'nın 123. maddesi uyarınca karşı tarafın açık kabulüne bağlı olup hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir. Davacı vekilinin, hüküm heniz kesinleşmemiş iken, usulen tevsik olunan davanın geri alınmasına ilişkin beyanının, davalı yan vekilinin açık kabulü çerçevesinde sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, davanın geri alınmasına ilişkin talep konusunda bir karar verilmek üzere, yerel mahkemenin esastan vermiş olduğu kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanın davanın geri alınmasına yönelik talebi ile ilgili bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin davanın esasına yönelik temyiz istemleri ve bu istemlerinden vazgeçmeleri ile ilgili olarak bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy