MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/12/2017 tarih ve 2016/299 E- 2017/456 K. sayılı kararın davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/10/2018 tarih ve 2018/378 E- 2018/1059 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından “” markası için TPMK nezdinde, 2015/31025 başvuru numarası ile marka başvurusunun yapıldığını, başvurunun yayınlanması sonrasında, davalı ... (BJK) tarafından itiraz edildiğini, davalı BJK'nın itirazının kabul edilmesi üzerine müvekkilince TPMK YİDK'ya itiraz edildiğini, YİDK tarafından müvekkilinin itirazının haksız ve mesnetsiz olarak reddedildiğini, müvekkili firma markasındaki ayırt edici unsurun 1903 ibaresinden ibaret olmadığını, müvekkili firmanın uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini ve tanındığını, YİDK kararında belirtilenin aksine, davalı BJK’nin tescilli şekil markalarının baskın ayırt edici unsurunun 1903 ibaresi olmayıp, bir bütün olarak Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün logosu olduğunu, müvekkilinin www. isimli internet alan adını, 17.04.2008 tarihinde tescil ettirdiğini, BJK’nın itirazları kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2016-M-5557 sayılı kararının iptaline, 2015/31025 başvuru numaralı "haber19032 sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Dernek vekili, "BJK 1903" markasının tanınmış marka statüsüne alındığını, davalı başvurusu olan "haber1903" içinde esas unsur olarak yer alan 1903 ibaresinin müvekkili markalarının esas ve ayırt edici unsuru olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Beşiktaş’ı sembolize eden simgelerden bir tanesi konumunda bulunan 1903 ibaresinin birebir kullanıldığı, davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflar ile davalı itirazına mesnet teşkil eden markaların tescilli olduğu sınıflar arasında bir ayniyet bulunduğu, davaya konu marka başvurusu ile davalı itirazına mesnet teşkil eden markalar arasında, 556 sayılı KHK md.8/1-b anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunduğu, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak addedilebileceği, davaya konu olayda davalı ... açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı durumunun mevcut olmadığı, ibaresinin, davacı tarafından gerçekleştirilen uzun süreli, yoğun ve etkin kullanım neticesinde, hitap edilen tüketici kesimi nezdinde, doğrudan davacıyı çağrıştırdığı hususunun yeterli delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı şirket vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığını, davacı tarafça yapılan davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflar ile davalı BJK Derneği'nin itirazına mesnet teşkil eden markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerliğin bulunduğunu, öte yandan davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunun dosya kapsamına göre sabit bulunduğunu, ayrıca davalı ... açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı durumunun olmadığını ve ibaresinin, davacı tarafından gerçekleştirilen uzun süreli, yoğun ve etkin kullanım neticesinde, hitap edilen tüketici kesimi nezdinde, doğrudan davacıyı çağrıştırdığı hususunun yeterli delil ile ispatlanamadığı gerekçeleriyle, HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy