MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07/06/2018 tarih ve 2014/799 E- 2018/343 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 10/01/2019 tarih ve 2018/2195 E- 2019/28 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 25.539,03 Euro alacağı bulunduğunu, bu alacağına ilişkin Almanya Duesseldorf Asliye Hukuk Mahkemesinin 11 O 331/05 sayılı kararı ile dava açtığını ve dava lehine sonuçlandığını, 25.539,03 Euro'nun 13/02/2006 tarihinden itibaren % 5 yasal faizi ile birlikte ödemesine ve ilamın icra kabiliyetine haiz olduğuna karar verildiğini ve kararın 15/09/2014 tarihinde kesinleştiğini bu nedenlerle ilgili mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının MÖHUK 54/c ve ç maddeleri gereğince savunma hakkının ihlali nedeniyle tenfiz edilemeyeceğini, yabancı mahkeme kararının Lahey Sözleşmesine uygun bir şekilde davalıya tebliğ edilmesi gerektiğini, davacı tarafın yabancı mahkeme kararının davalı müvekkili şirkete tebliğ edildiğini iddia ettiği tebliğ evrakını dosyaya sunmadığını, yabancı ilamın kesinleşmediğini, ortada usulüne uygun kesinleşmiş bir kararın olmadığını, kamu düzeni kurallarına aykırı olduğunu, illiyet rabıtasından yoksun olduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinden tenfizi istenen ilamın ve yargılamanın başlangıcını teşkil eden dava dilekçesinin davalıya tebliğini gösteren evrakı ibraz etmek üzere 8 hafta kesin mehil verildiği, tenfizi istenen ilam bilgilerinin dava dilekçesinden alınarak Almanya Adli Makamına talimat yazılarak 01/10/2015 tarihli 1 no'lu ara kararı Almancaya tercümesi yaptırılarak ara kararda gösterilen belgelerin gönderilmesinin istendiği, ancak yazı cevabının bilirkişi ...tarafından tercüme raporunda özetle
26/05/2006 tarihli gıyabi kararın orjinalinin dava dilekçesi ve 22/02/2006 tarihli kesin olarak dava dilekçesi ile alakalı fakat gıyabi karar ile alakalı olmayan tebligat belgesinin tercümesinin onaylı nüshasının bulunduğu 2011 yılı sonunda adı geçen tebligat belgelerinin saklama süreleri bittiğinden imha edildiği, ilamın tebligatın kanıtlanması açısından gıyabi kararın sağ üst köşesinde bulunan tarihten bakılmasının mümkün olduğunun belirtildiği, sonuç itibariyle tenfizi istenen yabancı mahkeme ilamının dava dilekçesinin ve gıyabi kararın diplomatik yolla tebliğine ilişkin tebliğ evrakı olmadığı için 1972 tarihli Almanya ve Türkiyenin de taraf olduğu Uluslararası Tebligatların Usulüne İlişkin Sözleşmenin 10. maddesindeki adi posta yoluyla tebliğine, Türkiye'nin ihtirazi kayıt koyduğu adi posta yolu ile tebliği benimsemediği gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizi şartları oluşmadığı için davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve esasen yabancı mahkeme kararının davalının vaki savunması çerçevesinde, savunma hakkının ciddi şekilde ihlal edilmesi suretiyle sadır olmuş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy