MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2017 tarih ve 2015/481 E- 2017/769 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/03/2019 tarih ve 2018/57 E- 2019/340 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin davalı şirkete karşı birlikte ve müştereken hareket ederek yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 13.300,24 Euro miktarında para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, bu parasının müvekkiline iadesinin gerektiğini ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek müvekkilleri ile davalı arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü, bu amaçla verilen 13.300,24 Euro'nun 3095 sayılı Kanunun 4/a.maddesi uyarınca Devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazında bulunarak davacıların... isimli mahkemede 106/09 numaralı dosya ile açtığı davanın reddedilmesi üzerine OLG Köln 18U101/12 numara ile temyize başvurulduğunu, temyizin de reddi üzerine bu kez tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir davanın açıldığını, LG Aachen isimli mahkemede 106/09 numaralı davada verilen kararın tenfizinin isteneceğini, bu nedenle davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sorumluluğun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın, davalı aleyhine Almanya Devletinin Aachen Eyalet Mahkemesinde açtığı aynı nitelikteki davası hakkında adı geçen mahkemenin 28.05.2013 tarih 1O6/09 sayılı (16.05.2013 tarih) kararı ile davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın 28.05.2015 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine davalı vekilinin açtığı yabancı mahkeme kararının tanınması davasının yapılan yargılaması sonunda Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2016 tarih 2015/890 Esas 2016/443 Karar sayılı kararı ile yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verildiği, anılan tanıma kararının ise 25.01.2017 tarihinde kesinleştiği, tanınan yabancı mahkeme kararında taraflar arasında her hangi bir haksız fiil ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirketin davacıya her hangi bir nedenle sorumluluğunun olmadığı hususlarının ayrıntılı olarak gerekçelendirildiği, davacı tarafın açtığı benzer alacak davanın yabancı mahkemece reddedildiğinden ve anılan karar tanındığından HMK'nın 303. maddesi anlamında taraflar arasında kesin hüküm meydana geldiği, dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.