MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/03/2018 tarih ve 2018/133 E. - 2018/420 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11/04/2019 tarih ve 2018/949 E- 2019/548 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %42 oranında paya sahip olduğunu, 06.06.2012 tarihinde davalı şirketin 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin mali kayıtlarının incelenmesi için bilanço görüşmelerinin ve ilgili gündem maddelerinin görüşülmesi için toplantının ertelendiğini, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin ibrasının görüşülmesinin de ertelendiğini, sonrasında müvekkilince bağımsız denetim kuruluşuna yaptırılan incelemeyle şirketin mali açıdan kötü yönetildiğinin, içinin boşaltıldığının ve öz varlığının kaybına neden olduğunun öğrenildiğini, ertelenen genel kurulun 30.11.2012 tarihinde yapıldığını, mali raporlardaki olumsuzluklara istinaden müvekkilinin muhalefetine karşılık şirket bilançosunun tasdikine ilişkin 4. numaralı kararın alındığını, yine 5. numaralı kararla şirket denetçisinin müvekkilinin muhalefetine rağmen ibra edildiğini, davalı şirket kayıtlarının gerçek kayıtları yansıtmadığını, şirketin işlerini taşeron olarak yaptığı hakim ortaklara ait dava dışı CMBR Emlak...Ltd.Şti.’ne ait işlemlerin kayıtlara geçmeyerek şirketin zarara uğratıldığı, anılan şirkete yapılan işlerin faturalandırılmadığını, dava dışı şirkete yapılan ödemelerin davalı şirket işlerinde kullanılıp kullanılmadığının belirlenemediğini, şirketin avans hesabından dava dışı CMBR Ltd.Şti.’ne yapılan ödemelerle şirketin içinin boşaltıldığını, anılan şartlarda şirket denetçisinin ibra edilmemesi gerektiği halde ibra edildiğini, denetçinin Kanun'da sayılı görevleri yerine getirmediğini, şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını genel kurula ihbar etmediğini, ana sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan yükümlülükleri ihlale rağmen denetçinin ibrasının kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek 30.11.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4. ve 5. maddelerindeki kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının sermaye artırımına katılmayarak hissesini %42'ye düşürdüğünü, hissesinin %75 olduğu dönemde atadığı yönetim kurulu üyesince 2009-2010-2011 tarihlerinden genel kurul yapılmadığını, 2010 yılında davacının ya da başka iştirakinin ortağı olduğu banka tarafından kullandırılan kredinin aniden geri çağrılarak şirketin muhtemel kararının engellenip zarara neden olduğunu, davacı tarafın atadığı yönetim kurulu üyesinin toplantılara katılmadığını ve anılan döneme ilişkin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediğini, müvekkili aleyhine davacı tarafça İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/273 esas sayılı dosyasıyla şirketin fesih ve tasfiyesinin talep edildiğini, kötü niyetle sermayesini alarak şirketten çıkma amacının bulunduğunu, bilgi alma hakkının engellenmediğini, şirket kayıtlarının incelemeye hazır olduğunu, davacı tarafça alınan raporun gerçeği yansıtmadığını, yapılan yatırımların bir kısmının 2008 yılındaki ekonomik krizden etkilendiğini, davacının müvekkili faaliyetlerine kayıtsız olduğu, bu hususun denetçi tarafından eleştirildiği, dava dışı CMBR Ltd. Şti.’nin taşeron değil ana yüklenici olduğunu, şirketin muhasebe işlerinin dışarıdan yürütülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı CMBR Ltd. Şti.’nin kayıtlarında davalı şirkete borçlandığı hakediş bedeli ile davalı şirketin kayıtlarında dava dışı CMBR Ltd. Şti.’den alacaklı olduğu sipariş avansı tutarları arasında hiçbir ilişkinin bulunmadığı, davalı şirketin 2009, 2010, 2011 ve 2012 yılları verilen sipariş avansları tutarlarının gerçeği yansıtmadığı, dava dışı CMBR.Şti.’nin kayıtlarında 170- Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım Maliyetleri Hesabının yılsonları bakiyesinin davalı şirketin 159- Verilen Sipariş Avansları bakiyesi ile aynı olması gerektiği, CMBR..Şti. ancak maliyet olarak gerçekleşmiş harcama ve masrafları hakedişe ve faturaya bağlayarak davalı şirkete gönderebileceği, aksi halde CMBR Şti.’nin davalı şirketten hak etmediği bir tutarı istemiş olacağı, dava dışı CMBR Şti.’nin kayıtlarında maliyet olarak katlandığı ve dava dışı şirkete hakediş düzenleyerek talep edebileceği bedelin 2009 yıl sonu itibariyle 4.505.154,01 TL iken, davalı şirket kayıtlarında bu tutarın 21.485.665,04 TL olarak gözüktüğü, sonraki yıllarda da aynı şekilde bariz ve çarpıcı farklılıkların bulunduğu, dava dışı CMBR’nin hak ettiği tutarlar ile davalı şirket kayıtlarında hakediş olarak yer verilen tutarların kıyas kabul etmez farklılığın, davalı şirketin 2009, 2010, 2011, 2012 yılları bilançolarına olan güvenilirliği sarsıcı nitelikte olduğu, dava dışı CMBR Şti.’nin hak etmediği halde, davalı şirket tarafından CMBR Şti.’ye yapılmış olan fark sütunundaki ödemelerin davalı şirketten anılan dava dışı şirkete fon aktarımı niteliğinde olduğu, davalı şirket kayıtlarında gözüken tutarlardan (2011 yılsonu hariç) çok daha fazla tutarda müşteri avans ödemesinin dava dışı CMBR Şti. hesaplarında ve tasarrufunda bulunduğu, davalı şirketin aktif ve pasif varlığı içinde yer alması gereken tutarların davalı şirket kayıtlarına hiç yansıtılmaksızın dava dışı şirketin aktif ve pasif varlığı içinde yer almasının muhasebe tekniği bakımından kabul edilemeyeceği, davalı şirketin bilançosunun yanlış olması sonucunu doğuran bir durum ve fon aktarımının açık olduğu, Anadoluhisar'ındaki taşınmaz satışında davalı şirketin 599.913,03 TL zarar ettiği, davalı şirket beyan dilekçesinde Yapı Kredi Bankasının krediyi erken çağırması nedeniyle taşınmazın zorunlu olarak bedelinden düşük satıldığını beyan etmiş ise de dosya kapsamında bu durumun tespit edilemediği, TTK'nın 64/1-68/1 cümle 3. ve 69 maddeleri uyarınca davalı şirketin kanuna uygun ticari defter tutmadığı, kanuna aykırı olarak hazırlanmış olan bilançoda şirketin gerçek durumunu yansıtmayacağı bu bilançoya istinaden genel kurul tarafından verilmiş olan ibra kararında etkileyecek ve kanuna aykırı hale getireceğinden ayrıca onama kararının dürüstlük kuralı nedeniyle iptalini gerektireceği, açıklanan ve bilirkişi raporunda tespit edilen unsurlar dikkate alındığında şirketin defter ve kayıt belgelerin kanuna uygun tutulmadığı, bunlara istinaden hazırlanmış olan bilançonunda kanuna uygun olmadığı, şirket defter ve hesaplarının denetim
vazifesini ifa etmekle mükellef olan denetçinin görevini yerine getirmediği, denetçinin ibrasının dürüstlük kuralına aykırı olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.11.2011 tarihli davalı şirket genel kurulunun 4. maddesinin ve 5. maddesinin 4. cümlesi olan denetçinin ibrasına ilişkin maddenin iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, davada davalı şirketin 30.11.2012 tarihli genel kurulunda 4 numaralı karar ile bilançonun onaylanması ve 5 nolu kararın 4. bendi uyarınca denetçinin ibrasına ilişkin alınan kararların TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptalinin istendiği, ancak mahkemece hüküm fıkrasında genel kurul tarihinin 30.11.2011 tarihli olarak belirtildiği, anılan hususun adi yazı ve hesap hatası niteliğinde olup, HMK'nın 304. maddesi uyarınca talep üzerine her zaman düzeltilebileceği, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy