MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2017 tarih ve 2016/508 E- 2017/1096 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-usulden reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 03/04/2019 tarih ve 2018/687 E- 2019/450 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin de içinde bulunduğu Kombassan Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile para toplanıldığını, toplanılan paralara karşılık olarak ise ortaklık durum belgesi, ortaklık ve hisse senedi takip formu ibareli belgelerin verildiğini, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti gibi suçlamalarla ceza davaları açıldığını, davalı tarafça yapılan para toplama işleminin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketlerde hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespiti ile müvekkilinden tahsil edilen 22.600,00 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın kesin hüküm itirazında bulunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yanca kesin hüküm itirazında bulunulduğu ve yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasının istenildiği, kesin hükme dayanak yapılan ve yabancı mahkemede görülen dava ile huzurdaki davanın taraflarının ve netice-i talebinin aynı olduğu ancak dava sebeplerinin aynı olmadığı zira Alman mahkemesinde görülen davada, hakimin, önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip, uluslar arası yetki sebepli zemininde davayı inceleyip karara bağladığı ve özellikle yargılama aşamasında ortaya çıkan ve davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanları tetkik etmediği, kararı, kesin hükme dayanak yapılan davadaki vakıalara dayalı olarak verdiği, bu nedenle anılan davanın kesin hüküm şartlarını taşımadığı anlaşıldığından tanıma davasının bekletici mesele yapılmadığı, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığı, davalının davacıdan tahsil edilen mevduatı iade etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 22.600.00-Euro’nun davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, kesin hükme dayanak yapılan dava ile huzurdaki davanın taraflarının ve netice-i talebinin aynı olduğu, Federal Almanya Cumhuriyeti Darmstadt Asliye Hukuk Mahkemesinin 28 O 382/09 sayılı dosyasındaki miktar 44.200 DM, işbu davadaki miktar 44.202 DM olarak gösterilmiş ise de bu farklılığın dava tarihlerindeki kur farkından kaynaklandığı, yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkin davanın kabulüne karar verildiği ve kararın Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın iş bu dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy