MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2017 tarih ve 2016/281 E- 2017/265 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 12/04/2019 tarih ve 2018/1014 E- 2019/456 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.06.2015 tarihinde "Sevdiklerim İçin Hayat Sigortası" ibareli, 09, 16, 35, 36, 38 ve 41. sınıftaki ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2015/54505 kod numarası verilen marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından işaretin ayırt edici olmadığı ve vasıf bildirdiği gerekçesiyle 556 sayılı KHK’nın 7. maddesinin a ve c bendi hükümleri uyarınca reddine karar verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin bütün olarak başvuru konusu işaretin ayırt ediciliğinin bulunduğunu, marka olabilme vasfının olduğunu, bu nedenlerle tescil başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade ederek ret kararının kaldırılması isteminde bulunduğunu, YİDK'nın itirazı reddettiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, anılan işaret üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, işareti uzun zamandan bu yana kullandığını, ürünün sadece müvekkili şirket tarafından sunulduğunu, işaretin kullanımla ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek, YİDK'nın 2016/M-4562 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibarenin, 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve c bentleri uyarınca tescilinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başvurusunun "Sevdiklerim İçin Hayat Sigortası" ibaresinden oluştuğu, başvuru kapsamında 09, 16, 35, 36, 38 ve 41. sınıftaki ürün ve hizmetlerin bulunduğu, bu sloganının anlamının kamunun ilgili kesimince kolaylıkla anlaşılacağı, "Sevdiklerim İçin Hayat Sigortası" ibareli slogan, ortalama tüketicilere, sigorta hizmetleri bakımından marka algısı yaratmayacağı, başvuru konusu işaretin, kamunun ilgili kesiminin anılan sigorta hizmetleriyle doğrudan bir bağlantı kurmasını engelleyecek anlamsal bir derinlik içermediği, buna karşın başvuru konusu işaretin, kapsamındaki sigorta hizmetleri haricindeki mal ve hizmetler için, münferit unsurlardan ziyade, işaretin bir bütün olarak bıraktığı genel intiba nazara alındığında, kullanılacağı ürün ve hizmetler için marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, doğrudan doğruya ve derhal ürün ve hizmetlerin bir niteliğini, cinsini ve çeşidini belirtmediği, 556 sayılı KHK’nin 7. maddesi anlamında re'sen nazara alınabilecek başkaca herhangi bir ret sebebi taşımadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2016/M-4562 sayılı kararının, 2015/54505 sayılı başvuru kapsamındaki "sigorta hizmetleri" haricinde kalan mal ve hizmetler bakımından iptaline, sair yönden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 25/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy