MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/03/2018 tarih ve 2015/400 E. - 2018/81 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30/05/2019 tarih ve 2018/1230 E. - 2019/658 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin başta "FLO", "Floris Flo", "Flo Akademi" ibareli markalar olmak üzere birçok benzeri markanın sahibi olduğunu, "FLO" markasının tanınmış marka statüsüne kavuştuğunu, davalı ... ise müvekkili markaları ile iltibas yaratacak nitelikteki "FLORINA" ibaresinin tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olmaları nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceğini, öte yandan "FLORİNA" ibaresinin Yunanistan'da bulunan bir ilin adı olduğunu ve 556 sayılı KHK'nın 7. maddesi uyarınca başvurunun tescil edilmemesi gerektiğini, dava konusu marka başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, TPMK YİDK'in 2015-M-9588 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu 2014/53884 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili başvurusunun "FLO-RÎNA" olarak değil "FLORİNA" şeklinde bir bütün biçimde değerlendirilmesinin gerektiğini, bu şekilde değerlendirdiğinde müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, FLORİNA adının Yunanistan'da yer alan bir şehrin adı olmasının dava konusu başvurunun tesciline engel olmayacağı, nitekim bu ibarenin birçok ülkede tescilli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalının "FLORINA" ibareli marka başvurusu ile davacının "FLO" asıl unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan "RINA" ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nazarında başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, işaretler arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet 2010/11219 sayılı "FLORIS FLO" ibareli marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, ilk derece makemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, davacı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum ve diğer davalı vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden TPMK'dan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 54,40 TL temyiz ilam harcı ile 267,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 03/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.