MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2018 tarih ve 2017/101 E. - 2018/119 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30/05/2019 tarih ve 2018/1257 E. - 2019/664 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPMK nezdinde 2015/11947 sayılı ve "ENERYA AKSARAY" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınlandığını, davalı şirketin 2009/21519, 2014/09681 sayılı "enera", "enera" ibareli markalarıın gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabul edilerek, başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez TPMK'nın 2017-M-53 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa “ENERYA” markasının 2003 yılından beri başvuruya konu mal ve hizmetlerde yoğun bir şekilde kullanıldığını, ayırt edicilik kazandığını ve tanınmış bir marka haline geldiğini, davacının 4. sınıf ürünler bakımından 2013/90462 sayılı “ENERYA” markasına dayalı kazanılmış hakkı bulunduğunu, davacı markasının, davalı markaları ile benzer olmadığını ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı başvurusunun ENERYA ve AKSARAY kelimelerinden ve ayırt edici bir şekil unsurundan oluştuğunu, davaya konu markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzerliğin ve karıştırılma ihtimalinin olmadığının görüleceğini ileri sürerek, TPMK YİDK’nun 2017-M-53 sayılı kararının iptali ile marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, ENERA markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, markanın ciddi şekilde kullanıldığını, dava konusu markalarda aynı, benzer türden ve yakın ilişkili hizmetlerin yer aldığını, markaların da ayırt edilemeyecek ve iltibasa neden olacak derecede görsel ve fonetik açıdan benzer olduğunu, davacının ENERYA markasının özellikle davalının ENERA markasına benzettiğini, bunun rastlantı sonucu seçilmiş olmadığını, davacı tarafın taleplerinin kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, benimsenen 05.02.2018 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu 2015/11947 kodlu marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmetler ile davalının itirazına gerekçe olarak gösterdiği markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu 2015/11947 sayılı “enerya aksaray” ibareli marka ile davalı yanın “enera” ibaresini haiz markalarının 556 sy. KHK’nin 8/1-b anlamında benzer olduğu, markalar arası iltibas ihtimalin bulunduğu, davacının 2013/90462 sayılı ENERYA markasının, taraflar arasında çekişme konusu olması nedeniyle müktesep hak sağlamayacağı, davacının ENERYA ibaresinin çekişme konusu mal/hizmetler yönünden 8/4. md anlamında tanınmışlığın ispatı bakımından yeterli bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının “enerya aksaray” ibareli başvurusu ile davalı şirketin “enera” ibareli markaları arasında 556 s. KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas bulunduğu, davacının 2013/90462 sayılı ENERYA markasının taraflar arasında çekişme konusu olması nedeniyle davacıya müktesep hak sağlamayacağı gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin emyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 56,60 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 05/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy