MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 27/06/2019 tarih ve 2019/1216 E- 2019/922 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kurul toplantısının 28.10.2013 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin genel kurul toplantısına katıldığını ve 4,5,6,7,26,29,30 nolu kararlara karşı olumsuz oy kullanıp, muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini, anılan kararların Kanun ve şirket ana sözleşmesi hükümleri ile dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurulda alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, bilançonun gerçeği yansıttığını, hakim ortağı temsilen toplantıya katılan ...'in yönetim kurulunu faaliyet raporlarından dolayı ibra etmek için oy kullanmadığını, kullansa dahi bunun sonuca etkili olmadığını, kötü niyetli iptal davasının dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, denetçi raporunun mutlak şekilde doğru ve finansal yapıyı eksiksiz şekilde yansıtan bir rapor olmadığından 4 no'lu kararın, davalı şirketin mali tabloları gerçeği yansıtmadığından oyçokluğu ile kabul edilen bilanço ve gelir tablosuna ilişkin 5 no'lu kararın ve yine yönetim kurulu üyesinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığından buna ilişkin 6. no'lu kararın iptallerinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...'ın 49.875 ( % 5,25)pay, ...'in 49.875 ( % 5,25) pay, ...'in 11.875 (%1,25) pay, ...'in 11.875 (1,25) pay, SNR Holding A.Ş'nin 826.500 (%87)'pay sahibi oldukları, 28.10.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında tüm hissedarların temsil edildiği, dava konusu yapılan genel kurul gündeminin
4,5,7,26,29 ve 30 numaralı gündem maddeleri yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olması ve kamu düzenine de aykırılık olmaması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 6 numaralı gündem maddesi yönünden ise yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibra edildiği, ibra oylamasında yönetim kurulu üyeleri ... ve ... kendi ibralarında oy kullanmadığı, ama hakim ortak SNR Holding A.Ş'yi temsilen ...'in oy kullandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasında oy kullanamayacak olmasına rağmen, yönetim kurulu üyesi olmayan şirketin temsilcisi kendisi yönetim kurulu üyesi olsa dahi yönetim kurulu üyesi olmayan şirketi temsilen ibrada oy kullanmasının mümkün olduğu (Dairemizin 12/12/2016 tarih 2016/2098 esas 2016/9484 karar sayılı ilamı), somut olayda, davalı şirketin 950.000 hissesi mevcut olup yönetim kurulunun 876.375 adet hisse sahibinin (...'in 49.875 + SNR Holding A.Ş'nin 826.500= 876.375 adet ) oyu ile ibra edildiği, davalı şirketin finansal tablolarının açıklık ve doğruluk ilkelerine uygun tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı, gerçeği yansıtmayan ve açıklık- doğruluk ilkelerine uygun tutulmayan finansal tablolara ve denetim rapouna dayanılarak yönetim kurulunun ibrasına yönelik bir karar verilmesi mümkün olmadığından (Dairemizin 06/02/2017 tarih 2015/12167 Esas - 2017/594 Karar sayılı aynı konudaki ilamı da dikkate alındığında) gündemin yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 6. maddesiyle alınan kararın iptali gerektiğinden davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmediği, ancak ilk derece mahkemesinin 6. numaralı gündem maddesinin iptal nedeni hatalı değerlendirildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı şirketin 28/10/2013 tarihli ve 2012 yılı olağan genel kurulunda alınan gündemin 4, 5 ve 6 nolu kararlarının iptaline, dava konusu yapılan diğer kararlar ile ilgili istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı şirketten alınmasına, 02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy