MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.06.2016 gün ve 2016/76 - 2016/497 sayılı kararı temyiz istemini reddeden Daire'nin 06.11.2018 gün ve 2016/13625 - 2018/6796 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, TTK’nun 437/5. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı tanınması istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 437/(5). maddesinde mahkemece verilecek kararın kesin olduğu belirtilmiştir. Davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.11.2018 tarihli ilamı ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşsa da temyizi kabil olmayan kararlara karşı karar düzeltme isteminde bulunulamayacağından davacılar vekilinin karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, 22.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6102 sayılı TTK 437/5 maddesinde "Bilgi alma ve inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibinin, reddi izleyen on gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine başvurabileceği, başvurunun basit yargılama usulüne göre inceleneceği, mahkeme kararının, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebileceği, mahkeme kararının kesin olduğu" hükmü getirilmiş, madde gerekçesinde de "Beşinci fıkranın, mahkeme kararının hızla verilmesini sağlamaya ve temyizi de kısa sürede sonuçlandırmaya yönelik hükümleri içerdiği" öngörülmüştür.
Madde metninde, mahkemenin davayı kabul kararından söz edilmekte olup, bu kararın ne olabileceğine ilişkin cümleden sonra kararın kesin olduğu yönünde sevk edilen hüküm, davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararına yöneliktir.
Madde metni ile gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının kesin kabul edilmesi mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde ifade edilen adil yargılama hakkının ve hukuk güvenliği ilkesinin ihlali anlamına da gelebilecektir.
Sonuç olarak, 6102 sayılı TTK 437/5 maddesinde düzenlenen, kararın kesinliği hali davanın kabulüne ilişkin kararlara yönelik olduğundan, eldeki davada davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle verilen red kararına karşı Kanun yollarının açık olması gerekirken bu nedenle karar düzeltme isteminin Kanun yolunun açık olduğu gerekçesi ile reddine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmadığımdan muhalifim.