MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/311-2019/877 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili hakkında Bursa 15. İcra Müdürlüğü'nün 2011/13744 E. sayılı dosyasından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin icra takibindeki diğer borçlu bulunan şirketin %20 hissedarı olup, borçlu şirkette yöneticilik vasfının bulunmadığını, bu sebeple şirketin borcundan şahsen sorumlu olmadığını, davalının bu durumu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak müvekkili hakkında takip başlattığını, takibe konu borcun cari hesap alacağından kaynaklandığını, müvekkilinin böyle bir borca kefaleten veya asaleten imza atmadığını, icra takibine borçlu firma yetkililerinin borcu hallettiklerini söylemeleri sebebiyle müvekkilinin itiraz etmediğini, müvekkilinin iş yerine maaş haciz müzekkeresi gönderilip maaşından kesinti yapıldığını ileri sürerek, Bursa 15. İcra Müdürlüğü'nün 2011/13744 E. sayılı dosyasına borcunun olmadığının tespitine, maaş kesintilerinin istirdadına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mahkemenin yetkisiz olup Bursa mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının borçlu olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, kötü niyet tazminatı talebinin de reddi gerektiğini savunarak, öncelikle yetkisizlik karar verilmesi ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; takip konusu alacağın dava dışı şirketin borcundan kaynaklandığı, davacının anılan borca şahsi kefaletinin bulunmadığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının dava dışı borçlu şirketin %20 pay sahibi olduğu ve şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir dönemde şirket yetkilisi ve müdür sıfatını taşımadığı, limitet şirketlerde ortakların kamu borçları haricindeki şirket borçları nedeniyle şahsi sorumlulukları olmayacağı, davacı hakkında başlatılan takibin haksız olduğu, limitet şirket olan davalı tarafça limitet şirketin borcu nedeniyle şirket ortağının şahsen sorumlu tutulamayacağının
bilinmemesi mümkün olmadığından davacı hakkındaki icra takibinin kötü niyetli olarak başlatıldığının kabulü gerektiği, icra dosyası incelendiğinde davalı vekili tarafından toplam 2.669,00 TL ödemenin davacı tarafça haricen ödendiğinin beyan edildiğinin görüldüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/13774 Esas sayılı dosyasında takibe konu borç nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 20.164,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davalıya ödendiği anlaşılan 2.669,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 162,88 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 16/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.