MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08.03.2018 tarih ve 2016/268 E. - 2018/51 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.01.2020 tarih ve 2018/1901 E. - 2020/89 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "EBİM Eğitim Bilimleri Market + Şekil" markasının tescilini sağlamak üzere 26.01.2015 tarihinde TPMK'ya başvurduğunu, davacının "BİM" ibareli markalarını dayanak göstererek, yayına itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın itirazı reddettiğini, YİDK'e yaptıkları itirazın da reddedildiğini, başvuru markası ile, müvekkilinin “BİM” markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markada akılda kalanın şekil unsurundan ziyade kelime unsuru olduğunu, davacı markasının esas unsurunun “BİM” ibaresi olduğu düşünüldüğünde, karşılaştırılan işaretlerin benzer oldukları sonucuna varılabileceğini, “Eğitim Bilimleri Merkezi” ibaresinin 41. sınıf emtialarda vasıf bildirici olduğunu, "BİM" markasının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın, müvekkili markalarının bir serisi ya da alt markası olarak algılanabileceğini ileri sürerek, TPMK YİDK'nın 2016-M-4518 sayılı kararın iptaline ve dava konusu 2015/06338 sayılı markanın tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, dava konusu marka ile davacının itiraza konu ettiği "BİM" markaları arasında karıştırmaya yol açabilecek bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirkete dava dilekçesi ve ilk inceleme tensip tutanağı ekli usulüne uygun tebligat çıkartıldığı, tebligatın davalı şirkete 02.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalının bir savunma yapmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın markalarının “B-İ-M” harflerinden oluşmakta iken dava konusu marka “E-B-İ-M” harflerinden meydana geldiği, her iki kelimenin de dilimizde bir anlamı bulunmadığı, belirli bir anlamı olmayan sözcükler arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilmesinin yerinde olmayacağı, yine markalar arasında görsel anlamda doğrudan bir benzerlik de bulunmadığı, markaların bütünsel kompozisyonlarının farklı olduğu, davacı markalarının tanınmışlığının bulunduğu 35. sınıfta yer alan emtialar yönünden taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında 41. sınıfta yer alan hizmetlerde bir ortaklık mevcut olmakla birlikte, markaları oluşturan ibarelerin tüketici algısında birbiri ile ilişkilendirilemeyecek mahiyette görsel, anlamsal ve işitsel farklılıklar içerdiği, dava konusu markanın davacı markaları ile yakınlaşmasını sağlayacak herhangi bir ek unsura sahip olmadığı, dava konusu markadaki “EĞİTİM BİLİMLERİ MERKEZİ” ibaresinin, “EBİM” ibaresinin açılımı olarak tüketici tarafından algılanacağı, markaların ortak oldukları emtia grubunun davacı yanın tanınmışlığının bulunduğu emtialar arasında olmadığı, tüketicinin dava konusu markada yer alan sözcük unsurları içerisinden “BİM” hecesini çekip çıkartarak, davacı yan markalarını zihninde çağrıştıracağı düşüncesinin farazi olacağı, 556 s. KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı yanın tanınmış “BİM” markaları da benzer görülmediğinden 8/4 maddesinin uygulanma alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.