MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 02/07/2015 gün ve 2014/922-2015/535 sayılı hükmün Dairemizce 24/04/2017 gün ve 2015/13721 -2017/2338 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı banka nezdinde bulunan 50.000,00 Euro tutarındaki hesabının, internet ve telefon bankacılığı kullanan suçlular tarafından boşaltıldığını, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini ve hesabından çekilen paraların tahsili için 28.03.2008 tarihinde açtığı dava sonucunda bankanın tamamen ve kusursuz sorumlu olduğunun kabul edildiğini, ancak mahkemece taleple bağlı kalınarak 20.415,00 Euro’nun tahsiline hükmedildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, davalı banka tarafından zararlarının tamamının karşılanmadığını savunarak, fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, boşaltılan 50.000,00 Euro hesaptan C. Başsavcılığınca kendilerine 28.09.2012 tarihinde geri ödenen 8.739,00 Euro ve mahkeme kararı ile ödenen 20.415,00 Euro düşüldükten sonra geri kalan 20.846,00 Euro'nun, olay tarihi olan, banka hesabının boşaltıldığı 08.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/23 E., 2013/85 K. sayılı kesinleşmiş ilamına rağmen davacının eldeki davayı açtığını, 6101 sayılı Yasa uyarınca, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun zamanaşımı ile ilgili 60. maddesinin uygulanması gerektiğini, haksız fiile ilişkin 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davada döviz cinsinden tahsil isteminde bulunulamayacağını, kesinleşen ilamın infazı sırasında faiz konusundaki ihtilafın yansıdığı Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/819 E., 2014/38 K. sayılı ilamının henüz kesinleşmediğini, eldeki dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi ve tüm dosya kapsamına göre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın kusursuz sorumluluğu olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında kesin hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairenin 24.10.2017 gün 2015/13721 Esas, 2017/2338 Karar sayılı karar ile bozulmuş, yerel mahkemece kararda direnilmesi üzerine bu kez direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi belgelere, mahkemenin direnme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve buna bağlı olarak verilen nihai kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin direnme kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan DİRENME HÜKMÜNÜN ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.960,36 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy