MAHKEMESİ: ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/04/2017 tarih ve 2015/194 E. - 2017/452 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/06/2018 tarih ve 2017/1414 E. - 2018/818 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 14.10.2011 tarihli Üye İşyeri Sözleşmesi ve pos cihazı alınmasına ilişkin sözleşme bulunduğunu, 28.01.2013 tarihinde davalı bankanın geçerli bir sebep göstermeksizin davacı şirket ile çalışmasının durdurduğunu, davacı şirketin diğer bankalara yaptığı başvurularda davalı banka ile dava dışı ... T.A.Ş.'ın davacı şirketi fraud sistemine eklettiğini, bu nedenle davacı şirket aleyhinde “haksız şekilde yüksek miktarlı pos çekimi yapan şaibeli şirket” imajı doğduğunu, davacı şirketin ... T.A.Ş.'e karşı bankacılık fraud sistemi üzerine konulan haksız tahdidin kaldırılması hususunda dava açtığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/71-2014/167 sayılı kararıyla davacı şirketin fraud sitemine dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, davalı bankanın ise davacı şirketin fraud sistemine dahil edilmesinde bir sorumluluğunun görülmediğine karar verdiğini, buna rağmen ... T.A.Ş'ın çalışma teklifini reddettiğini, yine bu davanın sonuçlanmasından hemen sonra Yapı Kredi Bankası Gaziemir Şubesi’ne mail ortamında yapılan başvurunun da aynı nedenle reddedildiği, davacı şirketin ticari itibarının sarsıldığını, başka bankalarla çalışma olanağını yitirdiğini ileri sürerek haksızlığın tespiti ile davacı şirketin bankacılık fraud listesine alınma tahdidinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının bir başka banka ile arasındaki Üye İş Yeri Sözleşmesinin 25.01.2013 tarihinde iptal edilmiş olduğunun aynı tarihte Bankalararası Kart Merkezine bildirilmesi üzerine araştırma yapıldığını, söz konusu bildirimin ... tarafından
yapıldığını, feshe neden olan olumsuz istihbaratın davacı şirket yetkilisi ...'ın ...Turizm adlı şirketin de yetkilisi olmasından kaynaklandığının tespit edildiğini, ...Turizm şirketi hakkında "aşırı chargeback" bildirimi nedeniyle çok sayıda banka tarafından üyelik sözleşmesinin feshedilerek BKM'ye bildirildiğini, Kasım 2011 tarihinde aynı adreste davacı şirketin kurulduğunu, bankalardan pos temin edemeyen ...şirketinin pos temini için bu yola başvurduğunun düşünüldüğünü ve bu yöntem olumsuz bir durum olarak değerlendirildiğini, turizm sektörünün chargeback konusunda en riskli alan olması da gözetilerek davacı şirketin üyeliğinin iptal edildiğini, BKM'ye üyeliğin sona erdirilmesine ilişkin bildiriminin sistemde "diğer banka bildirimi" olarak yer aldığını, sözleşmesinin feshi işleminin bankacılık mevzuatına ve teammüllerine uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ilk olarak 25.01.2013 tarihinde dava dışı ... T.A.Ş. tarafından fraud listesine alındığı, davalı bankanın da 07.02.2013 tarihinde davacı şirketi aynı listeye dahil ettiği, davacı ile davalı arasında 14.10.2011-28.01.2013 tarihleri arasında devam eden ilişkide yoğun bir işlem hacmi bulunmasına karşın davacının davalı bankaya olumsuz bir durum yaşatmadığının tespit edildiği, davacı şirketin fraud sistemine ilk olarak dava dışı banka tarafından dahil edilmiş olmasının davalı bankanın aynı işlemi uygulamaktaki kusurunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı banka tarafından 07.02.2013 tarihinde davacı şirketin bankacılık fraud sistemi listesine alınmasına ilişkin tahdidin kaldırılmasına ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın bildiriminde sadece "diğer banka feshi" ibaresi düşülmüş ise de diğer bankalarca görülebildiği anlaşılan bu sistemde davacı şirket adına bir kayda yer verilmesi davacı şirketle ilgili olumsuz intiba doğurabileceği için davacının bu kaydın iptalini istemekte hukuki yararı bulunduğu, davalı banka bu kaydı dava dışı ... T.A.Ş'ın fesih kaydı üzerine oluşturduğunu ileri sürmüş ise de davacının ... T.A.Ş. aleyhine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine açtığı davada davacı şirket hakkında fraud kaydı oluşturulmasının haksız olduğu ancak davalı bankanın kusuru bulunmadığı için aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verildiği, sadece davacı tarafın temyizi üzerine kaydın kimin tarafından konulduğunun araştırılması yönünde karar bozulduğu, fraud sistemine konulan kaydın haksız olduğuna dair kararın ilgili bölümünün kesinleşmiş olduğu, bu durumda davalı bankaca fraud kaydına düşülen dayanak kayıt ortadan kalktığı gibi davacı ile davalı banka arasında 14.10.2011-28.01.2013 tarihleri arasında devam eden yoğun işlem hacmine rağmen herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması ve ...şirketi yetkilisi ile davacı şirket yetkilisinin aynı kişi olmayıp soyadı benzerliği bulunması karşısında davalı bankaca fraud sistemine bildirilen kaydın silinmesi gerektiği sonucuna varıldığından davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.