MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08/12/2016 tarih ve 2014/125 E- 2016/900 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 29/05/2018 tarih ve 2017/1796 E- 2018/1285 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ... Ayakkabıcılık'ın 23.02.1998'de Çemberlitaş şubesinden 150.000 USD kredi kullandığını, diğer davalıların da kredi sözleşmesinde müşterek borçlu, müteselsil kefil olduklarını, borçluların borcunu ödememeleri nedeniyle, 24.02.1999'da hesap kat ihtarnamesi gönderdiklerini, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiklerini, takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 6098 sayılı TBK'nın 598/3. maddesine göre bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesindeki sürenin bu hak düşürücü süreyi (TBK 598. maddesi) değiştirmesinin ya da etkilemesinin söz konusu olmadığını, Yürürlük Kanunu'nun 2. maddesi gereği TBK hükümlerinin derhal uygulanacağını, ayrıca TBK'nın 5/2 maddesine göre bir hak düşürücü süre TBK'da ilk defa öngörülmüş ise ve kanunun yürürlük tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolmuş olması durumunda, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hak sahibinin 1 yıllık ek süreden istifade edeceğinin öngörüldüğü, Yürürlük Kanunu'nun 1.maddesinde de açıkça TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra herhangi bir işleme ilişkin sona erme ve tasfiye halinin 6098 sayılı TBK hükümlerine tabi olacağının öngörüldüğünü, TBK'nın 598. maddesi kefaletin sona ermesini düzenlediğine göre somut olayda doğrudan uygulanacağını, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini, talep etmiştir.
Mahkemece, Emlak Bankası'nın tasfiyeye girdiği, Fon'a devredilmiş bir banka olmadığı, 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasaya eklenen ek 5.madde gereği davacının 20 yıllık süreden yararlanma imkanı var iken bu maddenin Anayasa Mahkemesi'nce 2009 yılında iptal edildiğini, böylece 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulama yeri bulunmadığını, BK'nın 125 . ve TBK'nın 146. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, işbu davada da 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, kat ihtarı ile birlikte muaccel olacağı, kat ihtarının 24.02.1999 tarihli olması nedeniyle, icra takip tarihi olan 12.09.2013 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Tasfiye Halindeki Emlak Bankası'nın Fon'a devredilen bankalardan olmadığı, TMSF tarafından devralınmayan bankaların alacaklarının fon alacağı niteliği taşımadığı, dava konusu kredi alacağının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2017/1796 E. 2018/1285 K. sayılı, 29.05.2018 günlü hükmünün ONANMASINA, dosyanın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, Dairemiz ilamından bir örneğin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, harçtan muaf olduğundan davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 07.10.2020 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.