MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2018 tarih ve 2014/426 E. - 2018/518 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.10.2019 tarih ve 2018/1593 E. - 2019/1206 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855.- Euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, Lezzet Kebaps Ltd, BBL Financal Services GMBH, FA Rodak Im.Exp. isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK 1442. maddesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle, İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 Euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça 5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya mal sevkedildiği, bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu, temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı, davalı şirket tarafından hasar tazmin taleplerinin hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddedildiği, 2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde yer alan "borç ile ilgili bir temerrüt hali, sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir. Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönündeki düzenlemenin 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK’nın 1446/2 maddesi ile hükümsüz kaldığı, sigorta ettirenin temerrüdü gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya, zararın miktarına bir etkisi olmayacağı, yine davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesinin de yerinde olmadığı, ancak davacının başvurusuna gelince, alacak ödenmeyen faturalara ilişkin olup likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün 2012/25448 sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, davacı tarafça BBL Financial Services Gmbh firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli, Lezzet Kebabs Limited firmasına yapılan 19.06.2012 tarihli ve FA Rodak İmport-Export firmasına yapılan 21.06.2012 tarihli satışlarda vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinin poliçe özel şartlarından belirtilen sürede yapılmadığı iddia edilmiş ise de, poliçede yazılı ihbar süreleri sözleşmesel görev olup TTK’nın emredici nitelikteki 1449. maddesinde öngörülen koşullar da gözetildiğinde bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmamasına, yine poliçe özel şartrlarından ifade edilen “azami faturalandırma dönemi”nin faturanın düzenlenebileceği en son tarihi ifade ettiği bu sebeple sevk tarihinde önce fatura düzenlenmesinin veya faturanın yabancı dilde düzenlenmemiş olmasının da zararın teminat kapsamının dışında kaldığı şeklinde yorumlanamayacağına, davalının zararın teminat kapsamı dışında kaldığı ve ödenmeyeceği konusundaki yazısı karşısında sorumluluğunun müdahale talebinde bulunulmasından 5 ay sonra doğacağına dair savunmasının da yerinde olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kredi sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine vaki icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tazminat talebi davalı şirket tarafından müdahale talebinin geç yapılması nedeniyle reddedilmiş ise de, süresinden sonra ihbar yapılması halinde TTK 1442. maddesinin uygulama alanı bulacağı, zararın teminat dışı kalmayacağı ancak tazminattan indirim yapılabileceği gerekçesiyle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Taraflar arasında 08.06.2012 tarihli sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, işbu poliçe 2009 tarihli Kredi Sigortası Genel Şartları, Özel Şartlar ve Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hükümleri kapsamında somut olay çerçevesinde yorumlanmalıdır.
Somut olayda, davacı taraf, öncelikle ticari ilişki kuracağı firmaları davalı tarafa bildirmiş ve davalı tarafça söz konusu alıcı firmalar için poliçe kapsamında ticari limit açılmıştır. Davacı tarafça, dava dışı BBL Financial Services Gmbh, Lezzet Kebabs Limited ve FA Rodak İmport-Export firmalarına farklı tarihlerde mal satışı yapılmış, faturalar düzenlenmiş ve mallar alıcı firmalara sevk edilmiştir. Ancak faturada yazılı vade sonu itibariyle mal bedelleri ödenmediği için davacı taraf, poliçe kapsamında, davalı ... şirketine durumu bildirmiştir. Davalı ... ise, vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale taleplerinin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacının talebini reddetmiş, devamında 14.12.2012 tarihli ihtarnameye cevabında ve davaya cevap dilekçesinde esasen ret sebebinin sadece süresinde yapılmayan ihbarlar olmadığını beyan etmiş ve davacının taleplerinin kredi poliçesi genel şartları ve özel şartlar gereği teminat dışı kaldığını da gerekçeleriyle açıklamıştır. Ancak gerek ilk derece mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi davalının diğer savunmalarını değerlendirmemiş, sadece davalının süresinde yapılmayan ihbarlar nedeniyle tazminat talebini reddetmesinin yerinde olmadığı ve TTK 1442. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğine karar gerekçesinde yer vermiştir.
Dosya münderacatına bakıldığında, davacının ticari ilişki kurduğu firmalara farklı tarihlerde faturalar kestiği görülmüş, ancak, bu faturalardan önce aynı satışlar için davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından proforma faturalar düzenlendiği, yine teslim notunda da aynı firmanın kaşe ve imzasının yer aldığı, daha sonra davacı tarafça düzenlenen faturalarda da proforma faturadaki şartlara atıf yapıldığı anlaşılmıştır. Uygulamada sıkça rastlanan ve sözleşmenin imzalanmasından önce malın fiyatını, özelliklerini vs. göstermek amacıyla düzenlenen proforma fatura icap niteliğindedir. Geçerli satış sözleşmesinin bulunmadığı hallerde, düzenlenen böyle bir belge fatura niteliği taşımaz, ancak icap mahiyetinde olabilir. Fatura ise sözleşmenin ifa aşaması ile ilgilidir ve edimlerin içeriğini gösterir. Dava konusu ticari ilişkinin satıcı tarafında, davacı firmanın mı yoksa davadışı Turkuvaz Danışmanlık İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin mi olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde söz konusu satış ve faturaların kayıtlı olup olmadığı ise davacının ticari defteri incelenmediği için bilinmemektedir. Bu nedenle, dava dışı firmanın düzenlediği proforma fatura, teslim notu ve davacının düzenlediği faturalar ile davacının ticari defterleri incelenerek, malların dava dışı firma tarafından davacıya satılarak devredilip devredilmediğinin, davacının sırf satış ilişkisini sigorta güvencesine kavuşturmak amacıyla fatura düzenleyip düzenlemediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alıcı lezzet, BBC ve Fa Rodak'a düzenlemeler ile fatura bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı vekilinin, FA Rodak İmport-Export firmasına düzenlenen 12.07.2012 tarihli 67.734 Euro ve 21.07.2012 tarihli 25.608 Euro bedelli faturaların teminat kapsamında olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kredi Sigortası Genel Şartlarının A.7.1.6. ve A.7.1.7. maddelerinde, sigortalının olumsuz bilgi bildiriminde veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yahut ödeme güçlüğü içine düşmüş olduğunu bildiği alıcılara yapacağı sevkiyatın teminat dışında kalma koşulları düzenlenmiştir. Somut olayda, aynı firmaya yapılan 21.06.2012 tarihli ilk satışta %20 ön ödemenin mal tesliminde yapılacağı proforma fatura ve asıl faturada belirtilmiş, ancak, ön ödeme tutarı FA Rodak İmport-Export firmasınca ödenmemiş ve davalı durumdan haberdar edilmemiştir. Bu bakımdan, davacının söz konusu iki faturaya dayalı alacak talebinin Kredi Sigortası Genel Şartları uyarınca teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4- Alacak likit olmadığından davacı yararına %20 icra inkar tazminatı verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.