MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2016/296 E. - 2017/613 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/1169 E. - 2018/839 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı bankanın davacıların murisi ... aleyhine kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlattığını, davacıların bu takipten murisin vefatından sonra kendilerine gönderilen muhtıra ile haberdar olduklarını, takibe konu bonolar üzerindeki murise atfen atılan imzaların murisin eli ürünü olmadığını ileri sürerek, davacıların takip nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar murisinin dava konusu icra takibine ilişkin olarak icra hukuk mahkemesinde açmış olduğu davada senetlerin teminat senedi olarak verildiğini ileri sürerek takibin iptalini istediğini, imza inkarında bulunmadığını, bu davanın reddedildiğini ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dolayısıyla davacıların bu aşamadaki imza itirazının samimi ve inandırıcı olmadığını, takibe konu senetlerin temlik cirosu ile davalıya verildiğini savunarak davanın reddini ve davacı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, davacıların murisi tarafından davalı aleyhine icra hukuk mahkemesine açılan davanın, menfi tespit davası açısından kesin hüküm oluşturmayacağı, davacıların takibe konu bonolar üzerindeki murislerinin imzasına itirazlarında haklı oldukları, hükme esas alınan raporda inceleme konusu senetlerdeki borçlu imzaları ile muris ...'nın mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, davacıların iddiasını ispatladıkları, davalının kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, icra hukuk mahkemelerince verilen kararların genel yetkili mahkemelerde açılan davalarda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ancak genel mahkemelerde açılan davada, icra hukuk mahkemesindeki dava sebebi ile çelişecek bir iddiada bulunulması halinde bu iddiaya itibar edilmemesi gerektiği, mirasçılar tarafından işbu dava açılmadan önce davacıların murisi tarafından davalı banka aleyhine 03.08.2010 tarihinde açılan davada murisin “hatır senedi olarak verdiği senetlerin lehdar tarafından bankaya teminat senedi olarak verildiği, aynı borca ilişkin ipotekli takip de dahil olmak üzere farklı icra takipleri yapıldığı, borç miktarının da kabul edilmediği” iddiasıyla takibin iptalinin talep edildiği, davanın reddedildiği, kararın gerekçesinde “hatır senedi iddiasının bankaya karşı ileri sürülemeyeceği, teminat senedi iddiasının ispat edilemediği, imza inkarında da bulunulmadığı ve davanın ispat edilemediği” hususlarının belirtildiği, hükmün temyiz incelemesi sonrasında onandığı; davacıların murisinin, icra hukuk mahkemesinde ileri sürdüğü, “senetlerin hatır senedi olarak verilip bankaya teminat olarak sunulduğu” iddiası ile senetlerdeki kendisine atfen atılan imzaları zımnen kabul etmiş olup, bundan sonra davacıların işbu davadaki imza inkârı iddialarına itibar edilmemesi ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve davacılar aleyhine tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 25/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.