MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.03.2018 tarih ve 2016/372 E. - 2018/268 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.04.2019 tarih ve 2018/938 E. - 2019/425 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı adına düzenlenen 26.07.2010 tanzim tarihli 055755 seri nolu 33.600,00 USD bedelli faturanın ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduklarını, davalı şirketin takibe itiraz ettiğini, belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın düzenlemiş olduğu 26.07.2010 tarih 055755 nolu fatura bedelinin, davacı adına düzenlenen 01.08.2010 tarih 319819 numaralı 4.770,00 USD miktarlı fiyat farkı faturası ve 16.09.2010 keşide tarihli 42.844,00 TL bedelli çek ile ödediklerini, çekin muhatap bankaya 16.09.2010 tarihinde ibraz edilerek çek bedeli olan 42.844,00 TL'nin müvekkili şirketten tahsil edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere göre, davacı tarafın takip konusu ettiği 26.07.2010 tarihli 33.600 USD bedelli faturanın, kapalı fatura niteliğinde olduğu, genel uygulamaya göre kapalı fatura, bedelin ödendiğine karine teşkil edip, bu durumun aksinin ancak faturayı düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerektiği, davacının kendi düzenlediği kapalı faturanın bedelinin ödenmiş sayılacağına dair karinenin aksini yazılı delille ispat edemediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy