MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.06.2018 tarih ve 2017/349 E- 2018/417 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.07.2019 tarih ve 2018/1924 E- 2019/1450 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar ile davacının aynı sitede oturduklarından bahisle tanıştıklarını, davalıların davacıdan borç para istediklerini ve karşılığında da senet verdiklerini, ancak borçlarını ödemedikleri için bahse konu senede dayanarak icra takibi başlattıklarını, davalıların takibe itiraz ederek takibi durduklarını, davalılardan ...'nın kötüniyetli olarak borçtan kurtulmak ve zaman kazanmak amacıyla davacı hakkında savcılığa tefecilik suçundan suç duyurusunda bulunduğunu, davacının tefecilik yaptığına ilişkin suç unsuruna rastlanmadığını, senette imzası bulunan dava dışı ...'in savcılık ifadesinde davacıdan borç olarak bu parayı aldıklarını, durumlarının bozulması üzerine ödeyemediklerini, kesinlikle faiz karşılığı bu parayı almadıklarını beyan ettiğini, takipsizlik kararı verildiğini, davalı tarafın da borç aldığını kabul ettiğini, fakat tefecilik durumunun söz konusu olduğunu iddia ettiğini, itiraz dilekçesinde borcun eksik borç olduğunu ve tefeciliğe dayandığını iddia ettiğini, davalıların zaman aşımı itirazının kabulünün mümkün olmadığını, yapılan takibin ilamsız takip olduğunu, tanık dahil her türlü delil ile borcun varlığının ispat edilebileceğini, davalılardan ...'nın okuma yazma bilmediğini ve yaşlı olması nedeni ile imzasının geçersiz olduğunun kabul edilemeyeceğini, senedin düzenlendiği tarihte başka belgelere imzalar attığını iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, takibe dayanak olan senedin 20.11.2011 vade tarihli olduğunu, TTK'nın 749. maddeleri gereği vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yılı doldurmuş olduğunu, bu nedenle senedin zamanaşımına uğradığını, davalılardan ...'nın okuma yazma bilmemesi ve yaşlılığı sebebi ile kıymetli evrak düzenlemesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, açılan davanın zamanaşımına uğramış bonodan dolayı temel ilişkiden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davacı tarafından temel ilişkinin 2009 ve 2010 yıllarında davalılara borç para verilmesi şeklinde açıklanmış olduğu, icra takibinin dayanağı olan bononun takip tarihi olan 15.09.2015 tarihinde 3 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yapılmayıp ilamsız icra takibi yapıldığı, TTK'nın 732. maddesinde belirtilen bir yıllık yasal süre içerisinde zaman aşımına uğrayan bononun icra takibine konu edilmesi nedeni ile bu takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan bu kapsamda bir belgenin bulunması halinde senetle ispatı gereken hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği, davacı hamilin davalılardan keşideci ...'ya müracaat hakkı bulunduğu, uyuşmazlığa konu bononun zamanaşımına uğradığı, davacı hamilin davalılardan keşideci ...'ya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre icra takibi yaparak itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı, bu kapsamda sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılan davada ispat yükünün sebepsiz olarak zenginleşmediğini iddia eden davalı keşideci ...'ya ait olduğu, davalı keşidecinin icra takibindeki borca itiraz dilekçesinde davacı alacaklı ile aralarında tefecilik ilişkisi bulunduğunu, borcun eksik borç olduğunu savunduğu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/19788 soruşturma sayılı hazırlık soruşturmasında tefecilik suçundan dolayı yapılan soruşturma sonunda şüpheli ... hakkında atılı suçtan delil yokluğundan takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı keşideci ...'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan bu davada sebepsiz zenginleşmediğini ispat edemediği, bu nedenle bu davalının icra takibindeki 300.000,00 Euro asıl alacak yönünden itirazının haksız olup iptali gerektiği, icra takibindeki işlemiş faiz yönünden senedin zamanaşımına uğradığı, davalı tarafın takipten önce temerrüde düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği, bu kısma yönelik itirazın iptali talebinin reddi gerektiği, asıl alacak üzerinden koşulları oluştuğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı borçlu ... yönünden ise bu davalının icra takibinin dayanağı olan bonoda kefil olduğu, TTK'nın 732. maddesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hamilin sadece keşideciye karşı müracaat hakkı olup temel ilişkiye dayalı olarak davalı kefile müracaat hakkı bulunmadığı, bu davalı yönünden itirazın iptali davasının reddi gerektiği gerekçeleriyle, davalı ...'nın itirazı yönünden 300.000,00 Euro asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, davalı ... yönünden ise itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı ile davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Takibe konu senette davacı lehtar, davalılardan ... ise keşidecidir. Davacı ve davalı ...’nın senetteki konumlarına göre taraflar arasında temel ilişki bulunmaktadır. Bu durumda zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı teşkil ettiğinden ve dava konusu bonoda da davacı lehtar, davalılardan ... keşideci olduğundan taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin varlığı tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Bu konuda ispat yükü davacıda olup İlk Derece Mahkemesi’nce bu yönde değerlendirme yapılarak gerekçenin bu çerçevede oluşturulması gerekirken TTK. m. 732 bağlamında gerekçe oluşturulması doğru görülmemiş ise de, bu husus açıkça davacı tarafından temyiz konusu yapılmadığından ve takip dayanağı zamanaşımına uğramış bonodan dolayı temel ilişkiye dayanılarak da senedi avalist sıfatıyla imzalayan davalı ...’dan bir talepte bulunulamayacağı anlaşıldığından bu husus eleştiri konusu yapılarak temyiz isteminin reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
Buna göre yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy