MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.07.2018 tarih ve 2016/390 E- 2018/504 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.06.2019 tarih ve 2018/1883 E- 2019/1064 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, kuyum mağazası işleten davacı ile davalı turizm ve seyahat firması arasında imzalanan hizmet sözleşmesi gereği, davalının davacının kuyum mağazasına getireceği alışveriş yapan her turist için komisyon alacağının kararlaştırıldığını, davacının davalıya, mağazaya getirmeyi taahhüt ettiği müşteriler için komisyon ücretlerinden yapılacak hakedişlerden mahsup edilmek üzere 20.10.2015 tarihinde 80.000,00-USD avans ödemesi yaptığını, ancak davalının sözleşme gereği yeteri kadar turist müşteri getirmediği ve getirmeyeceğinin de anlaşılması üzerine, 15.03.2016 tarihli ihtarname ile avans bakiyesi 47.769,08-USD'nin sekiz gün içerisinde iadesinin istendiğini, davalının ihtarnameye verdiği cevapta sözleşmenin 18.10.2016 tarihinde biteceğini öne sürerek hesap mutabakatından kaçındığını ve ihtarname ile istenen bedeli iade etmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalıya ödenen avanstan yapılan iş karşılığı olan kısmının mahsubu ile 47.769,08-USD'nin 28.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinin 01.10.2015 tarihinde başlayıp 31.12.2016 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmedeki fesih hallerinin gerçekleşmediğini, davacının sözleşmeyi fesih iradesini ortaya koymadığını, dava tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermediğini, bu nedenle davacının avans tutarının muaccel hale gelmediğini, sözleşme gereği davalıya taahhüt edilen kişi başına 80 USD avans verildiğini, davalı firmanın davacının iddia ettiğinden daha fazla turist getirdiğini, az turist getirildiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 18.10.2015-29.12.2015 tarihleri arasında davacının mağazasına 467 turist getirdiği, daha fazla turist getirildiğinin davalı tarafça yazılı olarak ispatlanamadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmeler ve ihtarnamelerin içeriklerine göre anlaşmanın 18.10.2015-31.12.2016 dönemini kapsadığı, bu dönem için davacının sözleşmeye göre 1000 turist için ödediği 80.000,00 dolar avanstan hizmet verilen 467 turist için 32.230,92 dolar olan davalının komisyon alacağının düşülmesi sonucu davacının 47.769,08 USD karşılığı hizmeti davalıdan alamadığı, davalı tarafın sözleşme dönemi içinde davacı tarafça ispat edilen turist sayısından daha fazla turist getirildiğini veya kendisine ödenen avans karşılığı kadar turist getirildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, revize edilen sözleşmenin 01.03.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğu, 31.12.2016 tarihinde sona ereceği, davalının bir önceki sözleşme uyarınca eksik turist getirmesi nedeniyle avanstan kalan 47.769,08-USD’nin revize sözleşmenin avansı olarak kabul edildiği, davacının sözleşmeyi fesih iradesini ortaya koymadığından, davanın açıldığı 16.05.2016 tarihi itibarıyla taraflar arasındaki revize sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşme 31.12.2016 tarihinde sona ereceğinden davalının edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davacının avans alacağı talebinin muaccel olmadığı, ayrıca 18.10.2015 tarihli sözleşmenin dördüncü maddesinde de sözleşme süresi sonunda cari hesap bakiyesinin alacaklı olan tarafa bir hafta içerisinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, yine 14.10.2015 tarihli sözleşmenin genel hükümlerini düzenleyen e bendinde sözleşmenin tek taraflı feshedilemeyeceği, tarafların karşılıklı onay ve mutabakatları doğrultusunda fesih edilebileceği, sözleşmenin fesih edilebileceği bilgisinin dört ay öncesinden karşı tarafa yazılı olarak bildirileceği düzenlenmiş olup, davacı tarafça dava tarihinden dört ay evvel davalıya sözleşmenin feshedileceğine ilişkin yazılı bir bildirim de yapılmadığı, bu durumda davacının avans alacağının muaccel olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına ve özellikle taraflar arasında geçerli bulunan 14.10.2015 ve 18.10.2015 tarihli sözleşmelerin süresinin dolmaksızın davanın açılmış olması nedeniyle dava tarihi itibariyle muaccel alacak bulunmadığına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy