MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.03.2018 tarih ve 2017/273 E- 2018/201 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.06.2019 tarih ve 2018/2107 E- 2019/1309 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile şirketin önceki yetkilisinin birlikte hareket ederek, davacı şirketin kestiği çekleri icra takibine konu ettiğini, davacı şirketin davalı takip alacaklısına borcu olmadığını, takibin de usulsüz tebligatla kesinleştirildiğini bu nedenle takip dosyasındaki çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dilekçesinde belirttiği hususların soyut iddialar olduğunu, bu iddiaların dava konusu çekin geçerliliğine etkili olmadığını ve lehtar davalının talep haklarını engellemediğini, davacı tarafın çekteki imzaya veya kambiyo senedinin geçerliliğine ilişkin hiçbir itirazının olmadığını, davalının dava konusu çekin haklı ve yetkili hamili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükünün menfi tespit davalarında davalı alacaklıda olduğu, davalı tarafın bu yönde delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, kambiyo senedine karşı açılan menfi tespit davalarında ispat yükünün davacı-borçluda olduğu, bir kambiyo senedinin borçlusunun, borcunun olmadığını hukuken geçerli yazılı delille ispatlamakla mükellef olduğu, davacı tarafça, davalının şirkette 28/03/2013 - 13/02/2017 tarihleri arasında yetkili olan... ile birlikte hareket ederek, davacı şirketin kestiği çekleri icraya koyduğunun iddia edildiği ancak bu hususun ispat edilemediği, mahkemece davacı-borçlunun, borçlu olmadığını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
27/05/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy