MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.03.2018 tarih ve 2016/203 E- 2018/158 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.06.2019 tarih ve 2018/2315 E- 2019/1364 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya portakal satışı yapıldığını, portakal tüccarı olan davalı ile portakal bahçesindeki ürünlerin götürü şekilde satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, bu amaçla davalı tarafından toplam 305.000,00 TL bedelli üç adet çek verildiğini, davalının ürünleri topladığını ancak borcunu ödemediğini, davalı hakkında başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, zira tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazların davacı adına kayıtlı olmadığını, davalının davacı ile her hangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davacının dayandığı belgelerin çek vasfına sahip olmadığını, davacının akdi ilişkinin varlığının ve satılan ürün miktarının yazılı delille kanıtlanmasının gerektiğini bildirerek, davanın reddine ve haksız takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, Kumluca Ticaret ve Sanayi odasının 07/05/2017 tarihli yazısı ile, Kumluca bölgesinde portakal satışı anlaşmalarının hem sözlü olarak hem de götürü usulüyle yapıldığı, üretici ve tüccar arasında mal teslimine ilişkin firmaların bazılarının tutanak düzenlediği, birçoğunun tutanak düzenlemediği teamül olarak yapıldığının belirtildiği, bu nedenle davalının portakal tüccarlığı yaptığı ve davacıdan senetler karşılığında portakalları aldığı ancak borcunu ödemediği tanık beyanları ile sabit olduğu, dava konusu çeklerin kambiyo vasfını yitirdiği bu durumun tarafların da kabulünde olduğu, kambiyo vasıflarının kalkmaları sebebiyle yazılı delil başlangıcı olduğu, gerek tanık beyanları gerek ticari teamül birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında hukuki ilişkinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafça gösterilen tanıkların anlatımları sonucunda taraflar arasında portakal alım satımına dayalı bir ticari ilişki olduğu, davacının götürü şekilde ürünleri bahçeden davalıya sattığı, davalının ise ürünlerin bedelini ödemediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 15.625,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.