MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.01.2018 tarih ve 2015/34 E. - 2018/18 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.05.2019 tarih ve 2018/2203 E. - 2019/949 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının açtığı ihale sonucunda ihalenin davacı üzerinde kaldığını, davacı ile davalı arasında kimyevi gübre alımı konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşme konusu malın davalıya teslim edilmesine karşılık sözleşmenin 12. maddesine aykırı şekilde davalı tarafından ödemenin süresinde yapılmadığını, sözleşmenin 14. maddesinde fiyat farkı hesaplanacağının düzenlendiğini, davacının süresinde yapılmayan ödemelere ilişkin % 2 vade farkı ve KDV’si üzerinden hesaplanan 389.965,41 TL tutarlı faturanın davalı tarafından kabul edilmeyerek davacıya iade edildiğini, ayrıca davacının ödemelerin zamanında yapılmamasından dolayı başka ihalelere katılamadığını ileri sürerek, süresinde yapılmayan ödemelere ilişkin % 2 vade farkı ve KDV’si üzerinden hesaplanan 389.965,41 TL’nin ve ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle elde edilemeyen kazanca karşılık şimdilik 300.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya davalı tarafından tüm ödemelerin yapıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede vade farkı uygulanacağına dair bir hükmün bulunmadığını, sözleşmenin 14. maddesinde fiyat farkı uygulamasının düzenlendiğini ancak bunun da şartlarının olduğunu, davalı tarafından işin bitim tarihinin uzatılması yapılmadığından fiyat farkının da istenemeyeceğini, davacının ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle elde edilemeyen kazanç kaybına ilişkin herhangi bir delil sunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar aralarında yapılan sözleşmenin 12. maddesinde kimyevi gübrenin teslimatının ve bu teslimatla ilgili işletmenin teyidini müteakip 7 günlük periyotlar ile yüklenici tarafından kesilecek faturaya istinaden sözleşme konusu mal bedelinin peşin olarak en geç 5 gün içinde yükleniciye ödeneceği belirtildiği, 14. maddede ise fiyat farkının hesaplanmayacağını, ancak mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenler ile işin bitim tarihi süre uzatımı verilmek sureti ile uzatılması halinde yürürlükte bulunan fiyatına ilişkin esaslar dikkate alınarak fiyat farkı hesaplanacağı düzenlendiği, taraflar arasında vade farkına yönelik sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı, davacının talep ettiği vade farkının neye göre belirlendiği hususunu ispatlayamadığı, ayrıca davacının maddi zararını da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmenin fiyat farkı başlıklı 14. maddesinde, fiyat farkının hesaplanmayacağını, ancak mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin uzatılması halinde hesaplanacağının düzenlendiği, uyuşmazlığın konusu olan vade farkına ilişkin ise sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı, ayrıca taraflar arasında bu konuda bir teammül olduğuna dair davacı tarafından bir belge de sunulmadığı, davacı vekili her ne kadar sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtmiş ise de sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bunun sadece genel hükümlere yönelik bir atıf olduğu, ayrıca davacı tarafın ihalelere girememesinden kaynaklı olarak maddi zarara uğradığı konusunda da somut delil olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,26.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.