MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.07.2017 tarih ve 2016/108 E- 2017/574 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.05.2019 tarih ve 2017/2828 E- 2019/830 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında iki ayrı ihale sonrası iki ayrı mal alım sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereğince davalıya teminat mektupları verdiğini, davacının bir kısım malları sözleşmede öngörülen sürede davalıya teslim edemediğini, sözleşmeler uyarınca verdiği teminat mektuplarının paraya çevrilip gelir kaydedilip, gecikme cezası faturaları düzenlenip davacı hakedişlerinden kesinti yapıldığını, davalının sözleşmeleri feshetmek yerine kötüniyetli olarak gecikme cezası kestiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre gecikme cezasının 20 gün ile sınırlı olduğu halde daha uzun süreler için ceza kesildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız olarak hakedişlerden kesilen gecikme cezası bedeli için şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 81.765,43 TL arttırarak, 82.765,43 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın sözleşme konusu malları zamanında teslim etmediğini, bu nedenle hakkında gecikme cezası uygulandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın, taraflar arasında imzalanan ve malzeme teslimini konu alan sözleşmeler uyarınca malların geç teslimi nedeni ile davacıdan fazladan gecikme cezası kesildiği iddiası ile açılan alacak davası olduğu, 01.11.2012 tarihli ilk sözleşme nedeniyle mal tesliminin süresinde yapılmadığının davacının kabulünde olduğu, mal tesliminin gecikmesi halinde, davalının ihtarname ile teslimin yapılması için süre verip sözleşmeyi feshetmeden, sözleşmede belirlenen kurallara bağlı kalarak tüm gecikme süresi için gecikme cezası kesintisi yapmasının sözleşmeye uygun olduğu, idarenin sözleşmeyi feshetmemesi hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemeyeceğinden bu sözleşme nedeni ile iadesi gereken cezai şart alacağının olmadığı, 02.04.2013 tarihli ikinci sözleşmeye konu mallar teslim edilmediği için sözleşme feshedildiğinden sözleşmenin 34.1 ve 34.2. bentlerinde "süre uzatım hali hariç yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı ya da malları süresinde teslim etmemesi halinde 20 gün süreli yazılı ihtar yaparak sözleşme bedelinin % 0.5'i oranında gecikme cezası uygular" şeklinde düzenleme bulunduğu, buna göre davalının ancak 20 günlük süre için gecikme cezası tahsil edebileceği, bu düzenlemeye aykırı biçimde davacıdan fazladan tahsil edilen 82.765,53 TL gecikme cezasının, davalıdan alınıp davacıya ödenmesi gerektiğinden davanın kabulüne, 82.765,53 TL'nin dava tarihi olan 08.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 34.1. maddesinde, idare tarafından sözleşmede belirtilen süre uzatım halleri hariç, yüklenicinin yani davacının sözleşmeye uygun olarak malzemeleri süresinde teslim etmemesi halinde 20 gün süreli yazılı ihtar yapılmak suretiyle gecikme cezası uygulanacağının düzenlendiği, madde metninden de anlaşılacağı üzere, gecikme cezası uygulanacak sürenin 20 gün ile sınırlandırıldığı, gecikme cezasının düzenlendiği 34. maddede bu süreden daha fazla gecikme cezası hesaplanacağı yönünde hüküm bulunmadığı, davalı idare sözleşmeyi feshettiğine göre 34. maddeye uygun olarak kesilecek cezanın 20 günle sınırlı olması gerektiği, taraflar tacir olduğundan uygulanan faiz oranında da bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece kurulan hükmün usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.238,71 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 28.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy