MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26.02.2019 tarih ve 2018/1018-2019/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı Türkay Mühendislik Yemek Medikal Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi, konut ve taşıt kredisi sözleşmelerine davacının kefil olduğunu, alınan kredilerin teminatı olarak davacının eşine ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, ayrıca müşteri senetlerinin davalı bankaya verildiğini, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine hesabın kat edildiğini, davalı bankanın borcun tahsili için bir çok icra takibi başlattığını, bu bağlamda Ankara 22. İcra Müdürlüğü 2007/1098 Esas sayılı dosyasından taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine giriştiğini, davalı bankaya ödemeler yapılarak tüm borcun kapatıldığını fakat Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1098 Esas sayılı dosyanın akıbeti sorulduğunda dosya borcunun bulunduğunun belirtildiğini ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40 tazminata ve fazla ödenen bedele ilişkin olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı konuda açtığı ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/574 Esas sayılı dosyasında görülen davanın reddedildiğini, kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiğini, davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, fazla ödemenin söz konusu olmadığını, fazla ödeme var ise de İİK'nun 72/7. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu icra dosyasında taraf sıfatı olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, aktif dava ehliyeti dava şartı olup mahkemece davanın her
aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK' nun 114/1-d ve 115/1-2. maddeleri gereğince aktif husumete yönelik dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy