MAHKEMESİ: ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.07.2018 tarih ve 2016/409 E- 2018/487 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.12.2019 tarih ve 2019/569 E- 2019/2376 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar arasında toptan un ticareti yapıldığını, yapılan sözleşmeye istinaden bu ticari ilişkiye teminat olmak üzere davalıya 160.000,00 TL tutarlı bono düzenlenip verildiğini, tarafların yeniden bir sözleşme yaparak 2.500 torba un tesliminin 197.100,00 TL bedelle yapılacağı hususunda anlaşıldığını, davalının yalnız 1.500 torba un teslim etmesi üzerine tarafların bu kez 03.03.2010 tarihinde bir araya gelerek davacının 165.000,00 TL borca karşılık 4 adet 4.000,00 TL, 10 adet 7.185,00 TL ve 11 adet 7.000,00 TL'lik bono düzenleyerek davalıya teslim edildiğini, sözleşmede bonoların erken ödenmesi halinde aylık 1.080,00 TL her ay için indirim yapılacağının kararlaştırılarak teminat senedinin iade edileceği, bu senetlerden bir tanesi ödenmediği taktirde davalı satıcının sözleşmeyi tek taraflı feshederek durdurulan işlemlerin yeniden başlatılacağının kararlaştırıldığını, davalı tarafından Gaziantep 9. İcra Müdürlüğü'nün 2010/2972 Esas sayılı dosyasında teminat bonosuna dayalı takip başlatıldığını, teminat bonosuna karşılık sözleşme ile verilen bonoların ödendiğini buna rağmen teminat bonosu karşılığında düzenlenen bonolara dayalı Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10124 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı alacağı için önceden başlatılmış takip olmasına rağmen sözleşme ile verilen ve karşılığı da ödenen bonoların bedelsiz olduğunu ileri sürerek, Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10124 Esas sayılı dosyasındaki takip konusu bonolar nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 03/03/2010 tarihli sözleşmede davaya konu takip dosyasındaki bonoların Gaziantep 9. İcra Müdürlüğü'nün 2010/2972 esas sayılı dosyasına istinaden verildiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, sözleşmede bonoların davacı şirketin davalıya olan 165.000,00 TL bedelli borcuna karşılık verildiğinin açıkça yazılı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu bonoların tekerrür olmamak üzere takibe konu edildiğini, davacı borçluların bonolara karşı ödeme yapmadığını savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bonoların malen kaydı ile düzenlendiği, bu durumda malın teslim edilmediğinin ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacının yazılı delil bildirmediği, davacı vekilinin yemin deliline de başvurmayacaklarını bildirdiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/10124 Esas sayılı dosyasında takip konusu olan bonoların 03/03/2010 tarihli sözleşme nedeniyle düzenlenen bonolar olduğunu ve bedellerinin ödendiğini ancak teminat senedine dayalı takibin devam ettiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunduğu, davalının Gaziantep 9. İcra Müdürlüğü'nün 2010/2972 Esas sayılı dosyasında takip konusu olan, davacının teminat olduğunu ileri sürdüğü bononun teminat olarak düzenlendiğini kabul etmediği, taraflar arasında düzenlenen 03.03.2010 tarihli sözleşmede, o tarih itibariyle davacı alıcı firmanın borcunun 165.000,00 TL olarak tespit edildiği ve dava konusu bonoların düzenlendiği, bu durumda davacının bono bedellerini ödediğini yazılı delil ile ispatlamasının gerektiği,davacının ödeme iddiasını ispat için ticari defter ve belgelere dayandığı,mahkemece tarafların ticari kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş ise de, davacı ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının da uyuşmazlık konusu döneme ait ticari defterlerini ibraz etmediği,davacının dava konusu bonoların teminat senedinin iadesi için düzenlendiği ve bedellerinin ödendiği iddiasını yazılı delil ile ispatı gerekirken yazılı delil bildirilmediği, yemin deliline de dayanılmadığı, bu haliyle ispat külfetinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 06/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.