MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.03.2017 tarih ve 2007/403 E. - 2017/139 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.12.2018 tarih ve 2018/698 E. - 2018/2127 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, icra takibine konu edilen senetlerin 2002 yılında faiz karşılığı alınan senetler olduğunu, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/194 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında takibe konu edilen senetlerin zorla imzalattırıldığına ilişkin suçla ilgili mahkumiyetine karar verildiğini, ancak senetlerin mahkemeye ibraz edilmeyip sonradan icraya konu edildiğini, davalının alacak talebinin B.K’nın 19,20 ve 65. maddeleri gereği haksız ve fahiş faiz hesaplaması neticesi oluştuğunu belirterek icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra hukuk mahkemesinde açmış olduğu dava varken icra mahkemesi karar vermeden dava açılmasının yasal olmadığını, takibe konu senetlerin davacıya verilen nakit para karşılığı alındığını ve 14.09.2004 tarihinde protokol düzenlenerek senetlerin tanzim edildiğini, B.K’nın 31. maddesindeki hak düşürücü süre olan bir yıllık sürenin geçtiğini, davacının iddia ettiği gibi BK'nın 20 ve 65. madde zımnında batıl ilişki olmadığını, taraflar arasında 2002 yılından itibaren bir ticari ilişki olduğunu, davacının borcun varlığını kabul ettiğini ancak faiz hesaplamasını kabul etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, BK 31. (TBK'nın 39.) maddesine göre korkutma (ikrah) sonucu yapıldığı ileri sürülen işleme maruz kalan kişinin, bu durumun ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi gerekip, davacıların davalı hakkında yaptığı şikayet üzerine ceza yargılamasının sürdüğü, dolayısıyla ceza tahkikatı boyunca da taraflar arasındaki ihtilafın devam ettiği, bu sebeple korku faktörünün ceza davası süresince devam ettiği ve bir yıllık sürenin bu davanın açıldığı tarih itibariyle dolmuş sayılamayacağı, davacının yargılama şekli ve sınırlı düzeyde yargılama yapan icra hukuk mahkemesinde açtığı davanın bağlayıcı olmayacağı, icra takibinin şeklen geçerli olan kambiyo senetlerine dayandığı, davacıların bu senetlerin ikrah neticesinde alındığı iddiasına karşılık davalının Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ceza davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, davacıların yemin
teklif hakkını kullanmadığı, taraflar arasında dava konusu senetlerin tanzim öncesine de dayanan hukuki ilişkinin mevcut olduğu, dava konusu senetlere konu borcun ödendiği hususunda ayrıca gerek ceza dosyasında gerek işbu dosyada bu senetlerin tehdit ile tanzim edildiği hususunda delil mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı hakkında yapılan ceza yargılaması sonunda, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve davalının zorla senet tanzim ettirdiğine dair mahkumiyet kararı bulunmadığı, ceza dosyasındaki bilirkişi raporları ile belge ve kayıtlarda yapılan incelemelere bağlı olarak taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin senet tanziminden önceki tarihlere dayandığı, davacıların senetlerin zorla tanzim edildiği iddiasını ispat edemediği ve takip konusu senetlerin hukuken geçerli senetler olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle maddi hukuka ve muhakeme hukukuna uygun bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/698 esas ve 2018/2127 karar sayılı 27.12.2018 tarihli kararın ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 04.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.