MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.05.2018 tarih ve 2015/1313 E- 2018/475 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/1309 E- 2019/679 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacı asil ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında bayilik ilişkisi olduğunu, davacının davalıya avans olarak beş adet çek verdiğini ancak davalı tarafından çekler karşılığında mal teslim edilmediğini, davalıya verilen çeklerden biri yönünden açılmış menfi tespit davasının kabul edildiğini, davalının bu karara rağmen diğer çeklerden 30.09.2012 tarihli olan dava konusu çeke dayalı takip başlattığını ileri sürerek, davacının davalıya verilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, çekin iptalini, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davacının ayrıca davalının düzenlediği “88. yıl kampanyasına” katıldığını, bu kampanyaya ve bayilik sözleşmesine göre davacının kampanya kapsamında ön ödemelerin iadesini talep edemeyeceğini, davalıya verilen çekler hakkında menfi tespit talep edilemeyeceğini, davacının kampanyaya katılmasına rağmen dava konusu çek bedelini ödemediğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, taraflar arasında bayi satış prototokolü akdedildiği, davacının dava konusu çekin de arasında bulunduğu beş adet çeki davalıya ciro ettiği, taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede; davalı şirketin davacıya 627.247,97 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 688.000,00 TL tutarında çeklerin henüz emtia alınmadan davalıya ciro edilmiş olduğu, taraflar arasında başlangıçtan beri ticari uygulamanın ön ödemeli satış niteliğinde olduğu, davalı tarafça davacının 88. yıl kampanyası kapsamına katıldığına dair herhangi bir delil ibraz edilmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin "Ödeme Sistemi Hükümleri" başlıklı 2/E maddesinin, ön ödemeli kampanyalara katılan bayilerin yaptıkları ön ödemelerin değiştirilemeyeceği, iade ve iptal edilemeyeceği” şeklinde düzenlenmiş olsa da davacının çekler karşılığında mal teslim alamadığı, davacının karşılığında hiç mal teslim almadığı çekten sorumlu olmayacağı, davalı tarafın kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, çekin iptali isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu çekin de arasında olduğu beş adet çekin davalı defterinde kayıtlı olduğu, tarafların ticari ilişkilerini ön ödemeli olarak sürdüğü, çeklerin avans olarak alındığının davalının da kabulünde olduğu, davalının davacıya çek bedeli karşılığında mal teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğu, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede ön ödemelerin iadesinin istenemeyeceği savunulmuş ise de ön ödeme karşılığı mal teslim edildiğinin de iddia edilmediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8.450,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.