MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.01.2017 tarih ve 2015/793 E. - 2017/61 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.09.2019 tarih ve 2017/4117 E. - 2019/1753 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... İlgün ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya ürettiği malları teslim ettiğini, davalının ise sözleşmenin 3.maddesi uyarınca çekleri dolar kuru üzerinden keşide ederek vermesi gerektiğini, ancak Türk lirası cinsinden 400.000,00 TL bedelli çek teslim ettiğini, çekin tesliminde dolar kurunun 2.27 TL iken, çeklerin vade tarihine gelindiğinde dolar kurunun 2.27 TL'nin üzerine çıktığını, bu durumun davacı aleyhine zarar verdiğini, kur farkından kaynaklanan alacağın bilirkişi incelemesi sonucu anlaşılacağını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 02.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile dava değerini 114.417,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız olduğunu, davacının düzenlediği TL cinsi faturalara istinaden davalı tarafından 1.706.506,27 TL ödeme yapıldığını, sözleşmede çeklerin dolar cinsinden düzenleneceğinin yazıldığını, ancak bunun ödemenin de dolar cinsinden yapılacağı anlamına gelmeyeceğini, davacının dolar çeki kullandıklarını belirterek davalıdan dolar çeki yazılmasını istediğini, bu şekilde sözleşmeye hüküm konulduğunu, davalının da dolar cinsinden çek düzenlediğini, ancak davacının daha sonra dolar cinsinden verilen çekleri iade ederek TL cinsinden çek istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davacının kur farkı alacağını sözleşmeye dayandırdığı, bankanın cevabi yazısından davalının çekleri iptal gerekçesinin anlaşılamadığı, davalının dolar cinsinden çek düzenlemesinin sözleşme gereği olduğu, sözleşmeye göre davacının kur farkı alacağının doğduğu, dava tarihindeki dolar kuru dikkate alındığında bilirkişi raporunda hesaplanan 33.827,26 USD'nin TL karşılığının 97.222,92 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava tarihindeki dolar kuru dikkate alınarak 97.222,92 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, mahkemece yapılan yazışma üzerine dava dışı bankadan gelen cevabi yazı içeriğinden davalı tarafından düzenlenen dolar çeklerinin bankaya iptali istemiyle iade edildiği ve üzerinde iptal yazılarının bulunduğu, davacının tacir olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 18 maddesi uyarınca bütün fiil ve işlemlerinde basiretli davranması gerektiği, buna göre davacının davalıdan sözleşme uyarınca çeki dolar üzerinden düzenlemesini istemesi ya da TL üzerinden düzenlenen çeki alırken ihtirazi kayıt koyması gerektiği, davalı tarafından verilen çekin tahsil edilmediği yolunda bir iddianın ileri sürülmediği, açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacının davasının reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.