MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2018 tarih ve 2016/281 E- 2018/318 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.11.2019 tarih ve 2018/1190 E- 2019/1549 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, davalı banka tarafından davacı şirketin, ...’ın ve ...’ın ayrı ayrı borçlu, diğer davacıların kefil olarak gösterildiği üç farklı ihtarname ile davacılardan nakit ve gayri nakit alacak talebinde bulunulduğunu, davacıların davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürerek, davacılara tebliğ edilen üç ihtarname nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, davacı ...‘ın davalıya iki ayrı tarihte toplam 405.000 TL ödeme yaptığını, davalıya ödeme yapılmasını gerektirir şekilde davalıdan kredi kullanılmadığını ileri sürerek, davacıların yaptığı 405.000 TL ödemenin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, taraflar arasında farklı tarih ve miktarda genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalının alacaklarının ödenmemesi nedeniyle hesapların kat edilerek davacılara ihtarname tebliğ edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, taraflar arasındaki genel nakdi ve gayrınakdi kredi sözleşmelerine göre ödenmeyen kredi borcundan kaynaklı olarak davalı bankanın alacağının olduğu, davalının davacılara kullandırdığı kredilerin yapılandırıldığı, davalı bankanın ihtarnamelerde talep ettiği kadar alacağının bulunduğu, asıl davada davacıların borcun olmadığına
dair iddiayı ispatlayamadıkları, birleşen davaya konu ödemelerin, davacı şirkete kullandırılan kredinin ödenmemesi ve kredinin yapılandırılması üzerine yapıldığı, ödemeyi yapan davacı ...'ın da kredi dayanağı sözleşmenin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olması nedeniyle alacak isteminin yerinde olmadığı, kredi borçlarına karşılık davacı gerçek kişi hesabından tahsil edilen paranın iadesinin davacı şirket adına talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın davacı ... yönünden esastan, davacı şirket yönünden usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri bulunduğu, davalının ihtarnameler ile davacılardan nakdi alacak ile birlikte teminat mektubu bedelinin ve çeklerin zorunlu karşılık bedelinin depo edilmesi isteminde bulunduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davalının ihtarnamede talep edilen miktarda nakit ve gayri nakit alacağının bulunduğu ve bu alacakların asıl borçlulardan istenebileceği, birleşen davada davaya konu ödemelerin kredi borcuna yönelik olduğu, asıl davaya konu ihtarnamelerdeki teminat mektubu ve çek zorunlu karşılık bedelinin depo edilmesi istemi yönünden ise bu talebin kefillere yöneltilebilmesi için taraflar arasında özel düzenleme bulunması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmelerde teminat mektubu bedelinin kefillerden istenebileceğinin sözleşmelerde düzenlenmesine rağmen Çek Kanunu’ndan kaynaklanan zorunlu karşılık bedellerinin kefillerden istenebileceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığı, mahkemece bu yönden değerlendirme yapılmadığı, müşterek borçlu müteselsil kefil olan davacı şirket, ..., ...'ın istinaf isteminin bu nedenle yerinde olduğu gerekçesiyle birleşen dava yönünden istinaf isteminin reddine, asıl dava yönünden istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı şirket, ..., ...’ın kabul edilen miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı ... yönünden açılan davanın reddine; birleşen davada davacı ... yönünden açılan davanın esastan, davacı şirket yönünden açılan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davalar yönünden verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalar yönünden davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 29,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, 03.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.