MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2017 tarih ve 2014/67 E- 2017/460 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.12.2018 tarih ve 2017/2384 E- 2018/2004 K. sayılı kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen temyiz dilekçesinin reddine dair 18.02.2019 tarihli ek kararın bu kez duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, icra takibine konu edilen iki adet bononun tanzim tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetine haiz olmadığını, kaldı ki davacının tanzim tarihi olan 20.05.2011 ve 06.06.2011 tarihlerinden sonra kısıtlandığını, davalının davacıya bu kadar yüksek miktarlı borç vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ederek davacının söz konusu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı hakkındaki kısıtlama kararının 13.06.2013 tarihinde verildiğini, dava konusu bonoların ise 20.05.2011 ve 06.06.2011 tarihinde düzenlendiğini, bono düzenleme ve kısıtlanma tarihi arasında iki yıllık zaman bulunduğunu, borçlunun kısıtlandığı tarihten önce yaptığı tasarruflar ve borçlandırıcı işlemlerin kendiliğinden geçersiz hale gelmeyeceğini, bono tanzim tarihinde kısıtlama kararının bulunmadığını ve davacı-borçlunun senet tanzim tarihinde akıl sağlığının yerinde olduğunu, bedelsizlik iddiasının davacı tarafça yazılı delillerle kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu bonoların tanzim tarihinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğu, bu nedenle bu bonoların hükümsüz olmayıp geçerli olduğu, davacı-borçlunun bedelsizliğe ilişkin iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerekmesine rağmen bu doğrultuda yazılı delil sunmadığı ve yemin deliline de başvurmadığı, ayrıca bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, ilk derece mahkemesi kararının dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, iş bu karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.03.2019 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz talebi, verilen kararın kesin olduğundan bahisle reddedilmiştir.
Ek karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
(1) Bölge Adliye Mahkemesi’nin davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair 24.12.2018 tarihli kararının kesin nitelikte olmayıp temyiz edilebilen kararlardan olduğu anlaşıldığından (dava değeri 400.000,00 TL), davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.03.2019 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararının kaldırılması ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının esastan incelenmesi gerekir.
(2) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle bedelsizlik iddiasının da davacı tarafça ispat edilememiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin 18.03.2019 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy