MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2017 tarih ve 2017/165 E- 2017/1187 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1095 E- 2020/199 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayalı olarak takip başlatıldığını, bonoda nakden ibaresinin bulunduğunu, davalının, davacının eşinin kiracısı olup, bononun verilmesine esas taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, davalının bonoda belirtilen miktarda bir parayı davacıya borç olarak vermediğini, esasında davalının bu miktarda bir bedeli borç olarak verecek mali durumunun da olmadığını, bu miktardaki para alışverişinin yapıldığını gösterir bir banka hesap hareketinin bulunmadığını, davalının kira borcunu dahi ödemediğini, davacının 74 yaşında olup davalıdan borç almasını gerektirir bir neden bulunmadığını, belirterek bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takibe dayanak belgenin TTK'da tanımlanan bono vasfına haiz kambiyo evrakı olduğu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup, kambiyo vasfına haiz bononun da kesin borç ikrarı niteliğinde bir belge olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının senetteki imzayı inkar etmediği, tarafların mali ve sosyal durumlarına göre senette yazılı miktarda borç alınmasını gerektirecek bir neden olmadığının ileri sürüldüğü, davacının iddiası ve davalının savunması ve sunulan deliller bononun niteliği dikkate alındığında davacının bu davaya dayanak yaptığı sebeplerin dinlenebilir olmadığı, kesin borç ikrarı niteliğinde bulunan bononun bedelsizliğinin yazılı belgeyle kanıtlanmasının zorunlu olduğu, davacı tarafından bonoyu hükümden düşürecek yazılı bir belge ya da delilin sunulamadığı, dava dilekçesinde ve delil listesinde yemin deliline dayanıldığı, kesin delil niteliğinde bulunan yemin hakkının bulduğunu hususunun davacı tarafa hatırladığı, ancak davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 29.11.2017 tarihli dilekçeyle, yemin deliline dayanılmayacağının ifade edildiği, bu nedenle davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, dosyada mevcut deliller kapsamında ve istinaf nedenlerine bağlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.