MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.02.2017 tarih ve 2014/35 E. - 2017/58 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2017/3975 E. - 2020/345 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı aleyhine, davalı/alacaklı tarafından İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/3853 sayılı dosyası üzerinden 300.000,00 USD bedelli, 25/01/2009 tanzim, 31.12.2012 vade tarihli ve 200.000,00 USD bedelli, 10.12.2007 tanzim ve 30.06.2008 vade tarihli 2 adet senede ilişkin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, bu takibin haksız ve usule aykırı olduğunu, davalıdan faizle borç para alındığını ve sonrasında faiziyle birlikte elden ödeme yapıldığını, ödemeye ilişkin şahitlerinin olduğunu, bu borç ödendikten sonra davalıdan bir müddet sonra tekrar borç alındığını, buna karşılık 2 adet senet verildiğini, bu borçların da elden ödemesinin yapıldığını, bir miktar paranın da davalının banka hesabına yatırıldığını, kalan son 200.000 USD borç nedeni ile davalı ile aralarında 04.10.2010 tarihli bir protokol imzalandığını, bu protokol uyarınca davacının ortağı olduğu Sempati A.Ş.'deki hisselerden %50'sinin davalıya devredileceğini, ancak devredilecek hisselerin bedeli 270.000 USD olduğundan, davacının borçlu olduğu 200.000 USD'lik senet hisse bedelinden düşülerek, senedin davacıya iade edileceği kalan 70.000 USD'nin nakden davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının edimleri yerine getirdiğini, ancak davalının senedi geri vermediği gibi 70.000 USD’yi ödemediğini, davalı hakkında tefecilik ve bedelsiz senedi kullanma sebebi ile suç duyurusunda bulunulduğunu, protokolün henüz bulunabilmiş olması sebebiyle davanın ancak açılabildiğini, İstanbul Anadolu 3.İcra Müdürlüğü'nün 2010/3853 Esas sayılı icra takibinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek icra takibine konu bonolar nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitini, takip konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının, dava dilekçesinde açıkça borcun ödenmediğini ikrar ettiğini; davacı hakkında İstanbul Anadolu 3.İcra Müdürlüğü'nün 2010/3853 sayılı dosyasında davacının, gayrimenkulleri ve sözü geçen şirket hisselerine haciz konulduğunu ve mahçuz şirket hisselerinin satışının talep edildiğini, davacı gerçekten borçlu bulunmasaydı bu takibe itiraz edeceğini ancak itiraz etmediği ve menfi tespit davası açma imkanı varken açmadığını, davacının yapmış olduğu suç duyurusu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalının takip konusu borcun ödenmesi konusunda başka hiç kimse ile anlaşmasının söz konusu olmadığını savunarak haksız davanın reddi ile kötüniyetli davacı borçlunun %20'den az olmamak üzere inkâr/kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 10.12.2017 tanzim tarihli, 30.06.2008 vade tarihli, 200.000 USD bedelli bono ve 25.01.2009 tanzim tarihli, 31.12.2009 vade tarihli, 300.000 USD bedelli bononun davacı tarafından davalıya borç karşılığı olmak üzere verildiği, bu bonoların verilmesinden sonra taraflar arasında borcun tasfiyesi amacıyla 04/10/2010 tarihli "protokol anlaşması"nın 1. paragrafına göre davacı/borçlunun, davalının dava dışı Sempati A. Ş. ortaklığına katılma payı olarak 270.000 USD dolarından, 200.000 USD doları ...'dan alacak karşılığı düşüleceği, 70.000 USD dolarının da nakden ödeneceği, karşılığında davacının, dava dışı şirketteki hisselerinin %50'sini davalıya devredeceğinin, ...'un borçlarından 200.000 USD dolarlık kısmının iade edilerek mevcut borcundan düşüleceğinin kararlaştırıldığı, dava dışı Sempati A.Ş'nin 19/07/2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı hazirun cetveline ve davalının kabulüne göre, davacı/borçlu tarafından, dava dışı şirketteki hisselerinin %50'sinin davalıya devredildiği ve tescil edildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında borcun tasfiyesi amacıyla yapılan protokol kapsamında davalı/alacaklının yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat etmesinin gerektiği, davalı/alacaklının, davacı tarafından verilen 200.000 USD bedelli senedi iade ettiğini ve takip konusu 200.000 USD bedelli senedin iade edilen bu senet dışında başka bir senet olduğu ile 70.000 USD'yi nakden ödediği hususunu yazılı delille ispat edilemediği, davalının, davaya cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının İstanbul Anadolu 3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/3853 sayılı takip dosyasına konu 10/12/2007 tanzim tarihli, 30/06/2008 vade tarihli, 200.000 USD (ABD doları) ve 25/01/2009 tanzim tarihli, 31/12/2009 vade tarihli, 300.000 USD (ABD doları) bedelli bonolardan dolayı davalıya 270.000 USD (ABD doları) borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nın 72/5. maddesi uyarınca haksız ve kötüniyetli kabul edilen takip tutarı üzerinden hesaplanan %20 kötüniyet tazminatı, 83.700,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ihtiyati tedbir kararının infaz olunmadığı gözetilerek İİK’nın 72/4. maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığından davalı/alacaklı yaranına tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davacının C. Başsavcılığına verdiği ifadede "davalıya borç para alması karşılığı birden fazla senet verdiğini, yanlış hatırlamıyor ise 3 adet senedinin bulunduğunu" beyan etmiş, davacının oğlu ... savcılık ifadesinde babası davacının davalıdan 700.000 USD kadar borç aldığını bildiğini beyan etmiş olup, takibe konu iki senet toplamı 500.000 USD olup, toplam borç miktarı 700.000 USD olarak beyan edilmekle 200.000 USD’lik bir senet de takibe konulmadığından protokol gereği iade edilecek miktar ile bu senet miktarının uyum içinde olduğu, davacının senedi iade almadan ve nakit ödemeyi almadan hissesini devrettiğine ilişkin beyanı ispatlanamamış olup, davacının davalıya borçlu bulunmadığına yönelik iddia ve davası kanıtlanamamış olmakla davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne, davacı yanın istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, menfi tespit davasının reddine karar karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davalı vekili tarafından 24.06.2014 havele tarihli beyan dilekçesinde ‘’davalının davacıya 70.000 USD’yi nakit ödediği ve 200.000 USD bedelli senedi iade ettiğini’’ bildirmiş olup, bu beyanın davacının savcılık ifadesindeki ‘’süpheliden almış olduğum borç paralar karşısında kendisine kaç tane senet vermiş olduğumu hatırlamıyorum. Ancak tahminime göre 3 tanedir, 3 ten fazla olduğunu hatırlamıyorum’’ beyanı ve davacının oğlu Ferhat’ın savcılık ifadesindeki ‘’babam, yanlış hatırlamıyorsam peyder pey 700 bin dolar civarında para aldığı hususu doğrudur’’ beyanı ile uyumlu olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.