MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.05.2018 tarih ve 2014/1120 E. - 2018/465 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.06.2020 tarih ve 2018/1915 E. - 2020/590 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı banka ile dava dışı Şık Kumaş San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini, davalı ... ...'un müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden borçluya kredi kullandırıldığını, borçlunun kredi hesaplarının... 26. Noterliği’nin 19.12.2013 tarihli 22030 yevmiye nolu ihtarnamesi ile kat edildiğini, borcun süresi içerisinde ödenmediğini, borçlular hakkında İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1246 Esas sayılı dosyası ile 27.01.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalının borca, borcun faizine ve takibe itirazı neticesinde icra takibinin durduğunu ileri sürerek, borçlunun itirazının iptaline, hakkında başlatılan icra takibinin devamına, davalının inkar olunan alacağın % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının Şık Kumaş Ltd. Şti.'nin kurucu ortaklarından olduğunu, süreç içerisinde ortakların bir kısmının şirketten ayrıldığını ve şirket hisselerinin davalı hissesi haricinde ...'te toplandığını, ... ile anlaşamayan davalının şirket ortaklığından ayrılma kararı aldığını ve bunun üzerine 19.09.2012 tarihli ortaklar karar defterinde görüldüğü üzere diğer tüm hisseleri elinde bulunduran ...'e devrettiğini ve bu kararın noter onayının yaptırıldığını, 26.09.2012 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğün'ce yayınlandığını, davalının şirketteki hissesini devir etmesi üzerine Şık Kumaş adına çalışmakta oldukları tüm bankalara devir sözleşmesini elden teslim ettiğini ve imza
sahibi olmadığını ve bu tarihten sonraki şirket adına yapılan borçlanmalardan sorumluluğu olmadığını bildirdiğini, davacı bankanın davalının gönderdiği istifa ihbarnamesine karşılık cevabi ihtar göndermediğini, davalının şirket ortaklığından ayrıldığı dönemde şirketin davacı bankadan kullandığı ve borçlu olduğu bir kredisi olmadığını, davacı bankanın şirketin tek hissedarı olan ... ile görüşerek yeni genel kredi sözleşmesi imzalattığını, bu durumun banka tarafından davalının kefaletinin geçersiz olduğunun kabul edildiği manasına geldiğini, davacının, davalının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra gerekli tedbirleri almadan verdiği kredilerden dolayı aradan 2 yıl geçtikten sonra genel kredi sözleşmesine dayanarak kefillik sıfatı ile ilâmsız takip açmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, davalının şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra banka tarafından dava dışı şirkete yapılan işlemlerden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek davanın reddini, haksız takip nedeni ile davacı bankanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı bankanın, davalının kefil olarak imzaladığı ve bildirimden önce kullandırılan krediden dolayı alacağını davalı kefilden talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalının takip tarihi itibari ile sorumlu olduğu miktarın 459.122,68 TL asıl alacak, 43.585,76 TL işlemiş faiz, 2.179,30 TL BSMV üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil edilinceye kadar yıllık % 39 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) olduğu anlaşıldığı, alacağın likit, hesaplanabilir olduğu, davalının itirazında haksız olduğu, icra takibinde kısmen haklı çıkan davacının bâkiye kısım için icra takibinde kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2146 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 459.122,68 TL asıl alacak, 43.585,76 TL işlemiş faiz, 2.179,30 TL BSMV üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil edilinceye kadar yıllık % 39 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine (dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına), hüküm altına alınan alacağın (459.122,68 TL asıl alacak+43.585,76 TL işlemiş faiz= 502.708,44 TL) %20'si üzerinden hesaplanan 100.541,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece yazılı gerekçe ile ve davalı kefilin yalnızca BHC- ROTATİF kredi borcundan sorumlu olacağı, davalı kefilin kefaletten çekildiğine dair ihtarın bankaya tebliğinden sonra 25.04.2013 tarihinde şirkete kullandırılan taksitli ticari kredi borcundan sorumlu olmayacağı kabulü ile kurulan hükmün isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak işin esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; davanın kısmen kabulü ile (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla); davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2146 sy takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; 656.257,85 TL asıl alacak, 55.474,49 TL işlemiş faiz, 2.773,70 TL işlemiş faizin BSMV'si olmak üzere toplam 714.506,04 TL alacağın, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %39 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, hüküm altına alınan alınan alacağın %20'si oranında belirlenen 142.346,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, reddedilen kısım nedeniyle davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 36.605,94 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.04.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi kararının temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre maktu harca hükmedilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve maktu karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Daire onama ilamında nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy