MAHKEMESİ:TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.02.2020 tarih ve 2017/884 E. - 2020/203 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekilinin davalı bankadaki hesabından 10.05.2013 tarihinde para çekmek istediği sırada kartının ATM içinde kaldığını, ekranda uyarı olmaması nedeniyle bankadan çıkartabileceğini düşünerek ordan ayrıldığını ve bilahare davalı bankaca müvekkilinin cep telefonuna hesabındaki hızlı hareketliliği bildiren mesaj gelmesi üzerine müşteri hizmetlerini arayıp,işlem yapmadığını yapılan işlemlere onay vermediğini bildirdiğini ve yazılı beyanını da fax çektiğini, müvekkilinin hesabından bu süre içerisinde havale ve nakit çekim olmak üzere toplamda 14.049,25 TL çekildiğini, davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu belirterek, 14.059,25 TL’nin 10.5.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada husumetin, davalı bankaya değil, davacının hamili olduğu kredi kartını usulsüz olarak kullanan para çeken kişilere yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu işlemlerin tamamının kredi kartı şifresi girilmek suretiyle gerçekleştiğini, davacının zararı ile şifre bilgisinin muhafazadaki özensizliği arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu, davacının müvekkili banka ile imzalamış olduğu kredi kartları üyelik sözleşmesine aykırı davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kredi kartı ekstrelerinin, hesap hareketlerinin, ses kayıtlarının ve Turkcell telefon kayıtları ile saatlerinin incelenmesi sonucunda; davacının vadesi mevduat hesabına da bağlı olan kredi kartı ile bankamatikten yapılan nakit çekimler, nakit avans kullanımı ve havaleler sırası ile tablolama ile verildiği ve yapılan işlemlerin toplam 10.057,25 TL olduğunun tespit edildiği, davacının davalı bankaya ait 444 0 333 numaralı çağrı merkezini 10.05.2013 tarihinde 07:12:50 saatinde aradığı, ancak bu görüşmeden sonra 1 adet 2.500,00 TL kredi kartından para transferi ve 1 adet kredi kartından 2.000,00 TL nakit çekim olmak üzere toplam 4.500,00 TL işlem yapıldığı bu işlemler için de 74,25 TL ve 72,45 TL olmak üzere toplam 146,70 TL işlem ücreti alındığı, kredi kartı iptalinin ise 07:16:14 saatinde yapıldığının tespit edildiği, telefon görüşmesi ile kart iptali arasında geçen zaman diliminde yapılan işlemlerden davalı bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.646,70 TL’nin işlemin yapıldığı 10/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava kredi kartından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili,dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı bankadaki hesabından kartının üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi sonucunda toplamda çekilen 14.059,25 TL’nin işlem tarihi olan 10/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 4.646,70 TL'nin işlemin yapıldığı 10/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmesine rağmen en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi isabetli olmamış ise de, anılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, hükmün 1. fıkrasındaki davanın kısmen kabulüne ibaresinden sonra gelen “ 4.646,70 TL'nin işlemin yapıldığı 10/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” ibaresinin çıkarılarak “ 4.646,70 TL'nin işlemin yapıldığı 10/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizinden yukarı olmamak kaydıyla yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılmak sureti ile kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29 /11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.