MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.03.2019 tarih ve 2016/33 E- 2019/72 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.06.2020 tarih ve 2019/1520 E- 2020/991 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının TUBORG ibareli markaların sahibi olduğunu, ancak davalının davadışı Mey Alkollü İçkiler San. ve Tic. A.Ş.'den "TEKEL BİRASI ASIRLIK BİRA" ibareli markayı 15.08.2008 tarihinde devraldığını, Rekabet Kurulu'nun bu devir işlemine izin verdiğini ve nihayetinde TPMK nezdinde devir işleminin 09.09.2009 tarihinde yapıldığını, fakat davacı şirket tarafından rekabet kurulu kararının iptali amacıyla açılan davanın Danıştay tarafından kabul edildiğini ve Rekabet Kurulu kararının iptal edildiğini, buna rağmen 2009/57425 başvuru numaralı "TEKEL BİRASI ASIRLIK BİRA" ibareli markanın davalı şirket adına tescil edildiğini, tescil işleminin doğru olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, ayrıca 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi gereğince davalının markayı 5 yıldır kullanmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 2009/57425 numaralı "TEKEL BİRASI ASIRLIK BİRA" ibareli markanın 556 sayılı KHK'nın 35. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, ayrıca KHK'nın 14. maddesi gereğince kullanmama nedeniyle markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının "TEKEL BİRASI" ibareli markaların sahibi olduğunu, Danıştay kararına karşılık karar düzeltme yoluna başvurulduğunu ve kararın henüz kesinleşmediğini, davalının dava konusu marka başvurusunu mahkeme kararından çok önce yaptığını ve markanın adına tescil edildiğini, davalının dava konusu markayı usulüne uygun şekilde dava dışı şirketten devraldığını, bu nedenle ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu başka bir markanın da bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, davalının dava konusu markayı devraldığı tarihte henüz Danıştay tarafından verilmiş bir yürütmenin durdurulması kararının olmadığı, markanın TPMK tarafından davalının adına tescili işleminin yapıldığı, Rekabet Kurulu kararının iptali ile mülkiyetin tekrar markanın devralındığı şirkete dönmeyeceği, davalının kötü niyetli davrandığının ispatlanamadığı, ayrıca davacının "TEKEL BİRASI" markası üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, dava konusu markanın devir işleminin iptali davasının 23/10/2009 tarihinde açıldığı, marka tescili için ise davalı tarafından 30/10/2009 tarihinde başvuru yapıldığı göz önüne alındığında, devir işleminin iptali halinde davaya konu marka tescil başvurusunun davalı tarafından yedekleme amacıyla yapıldığı, tescil başvurusunun TTK 18. madde ve TMK 2. madde de düzenlenen iyi niyet kurallarına aykırı davranış ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kullanmamadan dolayı iptal davasının reddine, marka hükümsüzlüğü davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2009/57425 sayılı "TEKEL BİRASI ASIRLIK BİRA" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24/02/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy