MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.02.2020 tarih ve 2018/390 E. - 2020/169 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile aralarında 2013 model Renault Kango marka aracın satımı hususunda anlaşmaya varıldığını, aracın davalıya devir ve teslim edildiğini fakat bedelinin davalı tarafından ödenmediğini bu nedenle davalı hakkında Alanya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2015/540 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu aracın davalı adına tescilinin yapılıp teslim edildiğini, davalının ödeme yaptığını, ancak davacı şirketin sadece fatura verdiğini, fatura açık fatura olarak değerlendirilse bile bayiden alınan sıfır km bir aracın tesliminin ödeme yapıldığına dair karine teşkil ettiğini, araç tescili ile ilgili iş takibinin bizzat davacı tarafından yapıldığını, para ya da güvence almadan hiç bir bayinin aracın satışını yapıp teslim etmeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dinlenen tanık beyanları ile dava konusu aracın veresiye olarak davalıya satıldığı, satım bedelinin ödenmediğinin davacı tarafça ispat edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun 41.805,25 TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebi doğrultusunda faiz yürütülmesine, alacak belirlenebilir olduğundan asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, faturaya dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dairemizin 04/04/2018 tarihli ve 2016/17136 Esas – 2018/1821 Karar sayılı bozma ilamında “TBK 207/2 maddesine göre sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Dava konusu aracın davalıya satıldığı ve ruhsat bilgilerinden kaydın davalıya geçirildiği görülmektedir. Alım satım ilişkisinde mal ve bedelinin aynı anda ifa edildiği dolayısıyla peşin satış karinesi bulunduğundan aracın peşin değil veresiye satışla devredildiği hususunu ispat yükü davacıdadır. Mahkemece ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir” denilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı tanıkları dinlenerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Dava konusu araç 41.805,25 TL değerinde olup 6100 sayılı HMK’nın 200. maddesinde yer alan “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca işbu davanın tanıkla ispatı mümkün olmadığı gibi davalı tarafından da davacının tanık dinletme talebine açıkça muvafakat edilmemiştir. Davacı iddiasının ancak yazılı delille ispatı mümkün olup tanıkla ispatı mümkün olmadığından mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de gerekçede “davanın kabulüne” yazılıp hüküm kısmında “davacının davasının kısmen kabulüne” yazılması da hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturmuş, bu husus da re'sen bozma sebebi sayılmıştır.
3-Öte yandan, Dairemizin önceki bozma ilamında peşin satış kuralı uyarınca mal bedelinin ödenmediğini ispat yükü davacı tarafta olduğu belirtilmiş olup, davacı tarafın delilleri arasında ticari defterler de gösterilmiştir. Ticari defterlerle ispat HMK'daki kesin deliller arasındadır.
HMK’nın 222/2. Maddesindeki (alım satım tarihindeki şekli itibariyle) “(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur” hükmü uyarınca, hem davacının hem de davalının defterlerinde, dava konusu alım satımla ilgili fatura bedelinin ödenmiş görünüp görünmediği hususu tartışılmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulması da doğru olmamış ve re'sen bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile davalı yararına, (2) ve (3) no'lu bentlerde yer alan nedenlerle re'sen hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
1- Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2- Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair önceki kararı Dairemizce (kapatılan 19 HD), TBK’nın 207. Maddesindeki mal satımlarındaki birlikte ifa kuralı uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozma sonrası tanık beyanlarına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı hususundaki Daire bozma gerekçesi konusunda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
3- Dairemizce daha önce bozma gerekçesi yapılan TBK’nın 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler” düzenlemesinde yer alan birlikte ifa kuralını mutlak bir kural olarak algılamak doğru değildir. Kural olarak, taraflardan biri satım sözleşmesini sözleşme anında ifa etmiş ise diğer tarafın da aynı anda ifa ettiği kabul edilebilir ise de, bu hususta taraflar arasındaki sözleşmede veya “aksine bir adet” bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekir. Şöyle ki;
4- HMK’nın 200.maddesi uyarınca senetle ispat kuralı uyarınca, miktar itibariyle alacağın varlığı veya yokluğu konusunda tanık beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğine ilişkin Bozma gerekçesi isabetli ise de, davacı şirketin müdürü tanık Fatih Göçmenoğlu’nun 03.05.2019 tarihli duruşmadaki beyanında, otomotiv sektöründe, yılın sonuna gelindiğinde, fatura açığını kapatmak için araç alan şirketlerin, vakit azlığı nedeniyle mal bedeli alınmaksızın veresiye satış yapılarak mal teslimi yapıldığına ilişkin beyanı karşısında, sektörel olarak yılın son günlerinde böyle bir alış veriş sisteminin varlığı konusunda örf ve adet bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece araştırılarak, uygulanacak hukukun belirlenerek sonuca ulaşılması gerektiği hususunun da ilave bozma gerekçesi yapılması gerektiğini düşündüğümden Daire çoğunluk görüşünün bu kısma ilişkin görüşlerine katılmıyorum.