MAHKEMESİ: ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.06.2018 tarih ve 2017/257 E- 2018/219 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.06.2020 tarih ve 2019/173 E- 2020/441 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "hillside karpaz club", "hillpark", "hillside", "hi11", "hi1I", "hillside su", "hillside trio", "hillsider", "hillside beach club", city club", "hillside pasha beach, “hillside”, “hillside clubnight”, “hillside”, “greenside”, “hilltop”, “hillsider”, “hillside ma biche şekil”, “hillside leisure sounds”, “hillside leisure" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “GREEN HILLS+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvurduğunu, başvuruya müvekkilince yapılan itirazın reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, başvuruda farklı olarak yer verilen "GREEN" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, başvurunun müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını, öte yandan dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-3960 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde banzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut uyuşmazlıkta davacının redde mesnet markalarından “HILLSIDE” ibareli markasının TPE nezdinde T/01008 numarası ile 27.05.2005 başvuru tarihi ile tanınmış marka olarak tescil edilmiş olduğu, redde mesnet diğer markalarının ise 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, kaldı ki somut olayda markaların benzer bulunmadığı, bu nedenle de somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dosya kapsamında alınan iki ayrı bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı şirketin başvurusu kapsamında bulunan 36., 37. ve 39. sınıftaki hizmetlerin tamamı ile davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, beyaz zemin üzerine turuncu büyük harflerle yazılan "GREEN HILLS" ibaresi ile bu ibarenin üzerinde yer verilen ve turuncu ile gri renklerden meydana getirilen yuvarlak bir logodan oluştuğu, başvuruda yer verilen şekil unsuru bir özgünlük taşımadığından ve markalar daha ziyade kelime unsuru itibariyle hatırda kaldıklarından başvurunun asli unsuru "GREEN HILLS" ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markalar ise, beyaz zemin üzerine yazılan "HILL" ve "HILLSIDE" ibarelerinden oluştuğunu, bu markalarda yer alan sair unsurların ayırt edicilikte geri planda kaldıkları, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurları ise "HILL" ve "HILLSIDE" kelimeleri olduğu, taraf markalarında ortak olarak yer alan "HILLS" kelimesinin İngilizce bir kelime olup, Türkçe'de tepe anlamına geldiği, başvuruda farklı olarak yer verilen "GREEN" ibaresinin, yeşil anlamına geldiği, bu haliyle "HILLS" kelimesini niteleyen bir kelime olduğundan, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, en azından söz konusu markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin ortalama tüketiciler tarafından dava konusu başvurunun, davacının seri markalarından biri olarak algılanacağı sonucuna varıldığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin tamamının davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında bulunduğundan bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmanın sonuca bir etkisi bulunmadığı,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairece dosyada mevcut bilirkişi raporlarının teknik yönlerinden faydalanıldığı, iltibas yönünden ise bu raporlardaki tespitlere itibar edilmediği ve ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile TPMK YİDK'in 30.05.2017 tarih, 2017-M-3960 sayılı kararının iptaline,-davalı şirket adına tescilli 2015/74026 sayılı, "GREEN HILLS+şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili ile davalı şirket vekilince temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz isteklerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 28.10 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 07/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.