MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/07/2018 tarih ve 2017/324 E.- 2018/235 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.11.2019 tarih ve 2018/1577 E.- 2019/1114 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000/28567 ve 2007/23034 sayılı ve her ikisi de "kipa+şekil" ibaresini taşıyan markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan, 2016/34877 sayılı “KİVA” ibareli marka başvurusuna iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-5166 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu “KİVA” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "KİPA" ibareli markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, bu itibarla her ne kadar marka kapsamları arasında benzerlik bulunmakta ise de işaretler arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının “kipa” ibareli markasının tanınmış marka olduğu fakat taraf markaları benzer olarak değerlendirilmediğinden ve bunun yanında davalı markasının davacı markalarından haksız bir yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar vereceği, davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceği yönünde bir kanaat oluşmadığından aynı KHK'nın 8/4. maddesi koşullarının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy