MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/09/2017 tarih ve 2015/192 E- 2017/326 K. sayılı kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/1037 E- 2019/483 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkili şirketin 1992 yılından bu yana market işletmeciliği alanında ticari faaliyette bulunduğunu, "HAPPY CENTER+Gülen Yüz" şeklinden oluşan 210736, 2009/30371, 2009/26479, 2010/46486, 2007/54015, 2007/54014, 2010/65436, 2010/70138, 2010/68694, 2011/57602, 2013/98005 sayılı markalarının da tescilli olduğunu, markalarını fiilen kullandığını, fiziki ve elektronik ortamlarda tanıtım ve reklamını gerçekleştirdiğini, 28.11.2012 tarihinde gerçekleştirdiği "HAPPY CENTER+Gülen Yüz" şeklinden oluşan 35/1-6. sınıf hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun resmi marka bülteninde ilan olunduğunu, davalının gülen yüz biçiminden oluşan 1997/13172, 1997/13173 sayılı markalarına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, Markalar Dairesi tarafından itirazın kabul edilerek müvekkili marka başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin red kararının kaldırılması için gerçekleştirdiği itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin markalarında kullanılan gülen yüz logosu ile redde mesnet markalardaki gülen yüz biçiminin farklı bulunduğunu, müvekkilinin gülen yüz logosunu içeren 35. sınıftaki tüm hizmetleri kapsayan bir çok markasının olduğunu, hatta bunlardan bir kısmının doğrudan başvurudaki sözcük kısmını da içerdiğini, bu nedenle itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2015-M-1668 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının marka tescil başvurusunun "HAPPY CENTER" ibaresi ile birlikte hafif sola yatık gülen yüz logosundan oluştuğu, 35. sınıftaki tüm hizmetleri içerdiği, redde mesnet markaların da daire içerisinde iki nokta ve ağzı simgeleyen bir gülen yüz işareti ile temsil olunduğu, anılan biçimin günlük hayatta sürekli kullanılan hatta akıllı telefon ve benzer teknoloji uygulamalarında kullanımı kesintisiz bulunan bir işaretten oluştuğu, ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olmadığı, zira gerek oluşturulmasındaki konsept, gerekse içerdiği unsurlar itibariyle sıradan bir çaba ile oluşturulan ve sadece görsel olarak algılanması mümkün bir işaret olduğu, davacı başvurusunda "HAPPY CENTER" ibaresinin de bulunduğu, işaretin öteden beri kullanıldığı, görsel olarak bıraktığı umumi intibanın sözcük kısmıyla da tamamlandığı, redde mesnet markalar ile zayıf ayırt ediciliğe sahip şekil itibariyle benzeştiği, bütünsel olarak bıraktığı umumi intibaının redde mesnet markalardan tamamen farklı bulunduğu, bu nedenle aralarında iltibas doğmayacağı, sadece şekil itibariyle karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu düşünülse bile davacı tarafın anılan şekli ihtiva eden 2006/41398, 2009/30731, 2009/26471, 2010/68694 ve 2013/98005 sayılı tescilli ve kullanılan markalarının da olduğu, bu haliyle başvurunun davacının anılan markalarının serisi niteliğinde bulunduğu, bu sebeple kazanılmış bir hakkının olduğu, son başvuruda önceki markaların kapsamında 35.sınıftaki tüm hizmetlerin bulunduğu, önceki markalarda mağazacılık hizmetinin genel nitelikte bulunmasına karşın davacının anılan hizmet sınıfına tekabül edecek biçimde fiilen markanın kullanımını gerçekleştirecek şekilde süpermarket işletmeciliği yapmış olması, başka bir ifade ile markasını fiilen kullanması karşısında son başvuruda anılan hizmet sınıfının özel nitelikte bulunmasının kendi aleyhine değerlendirilemeyeceği, şu hale göre tesis edilen YİDK kararının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, YİDK'in 2015-M-1668 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı kurumdan alınmasına, 16.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy