MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.05.2017 tarih ve 2015/1150 E. - 2017/453 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.11.2018 tarih ve 2017/1522 E. - 2018/1508 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... Bankası Aş tarafından, davadışı Vizyon Turizm Taş İnş San ve Tic. Ltd. Şti. ve davacı ...'a karşı, kredi taahütnamesi, sözleşmesi, ihtarname, hesap özetine dayalı ilamsız takip başlatıldığını, ancak takibe dayanak kredi sözleşmesinin davalı tarafından boş olarak alındığını, sonradan doldurulduğunu, kefil hakkındaki borcun muaccel olması için ihtarnamenin gerektiğini, ayrıca TBK m. 583'e göre kefilin sorumlu olacağı miktarın yazılı olması gerektiğini, sözleşmede davacının el yazısı ile bir imzasının ve yazısının bulunmadığını, kefalet altına girenin eşinin rızasının olmamasının kefalet sözleşmesini geçersiz kılacağını belirterek davacının takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının takibe dayanak kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu, ayrıca asıl kredi borçlusu şirketin ortağı olduğunu, davacıya kat ihtaratının yapıldığını, ancak sonuç alınamayınca takibe başlandığını, davacının iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın tanzim ettiği 08.02.2012 tarihli 500.000.- TL limitli, 26.10.2010 tarihli 250.000.- TL limitli ve 06.08.2012 tarihli 500.000.- TL limitli 3 adet GKS'ne kefil olduğu, bu sözleşmeler kapsamında dava dışı asıl borçlunun davalı bankadan 06.08.2012 tarihinden önce 21.06.2012 tarihinde toplam 116.849,04 TL nakit ve 64.790.- TL gayrinakit kredi kullandığı, davacının kefaletinin 26.10.2010 ve 08.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinde 818 sayılı BK m.483 hükümlerine uygun olarak kefil olduğu, buna karşılık 06.08.2012 tarihli GKS'de geçerli olan 6098 sayılı TBK'nın m.583'te yer alan ve 28.03.2013 tarihinde 6455 sayılı Kanun'la 584. maddeye eklenen 3. fıkradan önce kredi kullanılmış olduğundan bu madde hükmüne göre ticaret şirketlerine ortak ve yöneticilerine verilen kredilerde eşin rızası şartının kredinin geçerliliği için asli unsur olduğu, bu kapsamda davacının da kefil olduğu sözleşmede eşinin kredi sözleşmesinde imzasının olması ile birlikte geçerlilik için gerekli şartlardan olan tarih şartının gerçekleşmediği, bu kefalet şerhinin geçerli olmadığı, sonuç olarak davacının kefil olarak aleyhinde takip konusu yapılan alacak miktarı olan 445.031,19 TL'nin 263.392.15 TL'sinden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip konusu 445.031,19 TL alacaktan 181.639,04 TL'sinden davacının borçlu olduğu tespit edilmekle; geri kalan 263.392,15 TL'sinden kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın geçerli olmayan bir kefalet sözleşmesine dayanarak davacı hakkında takip yaptığı tespit edilmekle; İİK m. 67/2 gereğince bu talebin haksız ve kötü niyetli olduğu tespit edildiğinden %20 kötü niyet tazminatı olan 52.678,43 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf sebepleri yönünden ise icra takibi yapan davalı bankanın haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamamasına rağmen kötü niyet tazminatının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, davalının icra inkar tazminatı istemi hakkında da olumlu-olumsuz herhangi bir karar verilmemesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına konu 445.031,19 TL alacaktan 263.392,15 TL'sinden kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, davalı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13.494,32 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/05/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.