MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 27.10.2015 gün ve 2014/755 E.-2015/602 K. sayılı hükmün Dairemizce 21.06.2017 gün ve 2016/6980 E. - 2017/3969 K. Sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 4 yaşındaki çocuklarının 19/11/2012 tarihinde davalı şirkete ait servis aracında, davalı servis şoförü tarafından unutulup aracın kitlendiğini, uzun süre serviste kalan çocuğun korkuya bağlı olarak ruhsal ve bedensel rahatsızlıklarının geliştiğini, bu nedenle tedavi görmekte olduğunu ileri sürerek uğratılan zarar nedeniyle şimdilik 3.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, serviste uyuyakalan çocuğun fark edilmemesinin insani bir durum olduğunu, fahiş miktarda tazminat talep edildiğini, olayda kusur veya kasıt bulunmadığını, zarar oluşmadığını, serviste rehber personel ücreti ödemek istemeyen velilerin isteği doğrultusunda araçta rehber personel bulundurulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; çocuğun bu olay nedeniyle travma yaşadığının Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/522 esas sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş karar örneğinden anlaşıldığı gerekçesiyle davanın maddi ve manevi tazminat bakımından kısmen kabulü ile tedavi masrafı olarak 1.085,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 21/06/2017 gün 2016/6980 E – 2017/3969 K sayılı ilamı ile “Dava, taşıma akdinin ifası sırasında oluşan zarar nedeniyle 3.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 22.07.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” denilerek yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, önceki kararda direnilerek maddi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen direnme kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu;
Dava, taşıma akdinin ifası sırasında oluşan zarar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, eldeki davanın 13/12/2012 tarihinde açıldığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23/11/2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanıp aynı kanunun 87. maddesi uyarınca 25/05/2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, yine aynı kanunun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesinin “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam eder.” hükmünü taşıdığı anlaşılmakla, HMK'nın 373/5. maddesi gereğince Dairemizin 21/06/2017 gün 2016/6980 E – 2017/3969 K sayılı bozma ilamının kaldırılarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.