MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1149 Esas, 2024/593 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2019/178 E., 2022/420 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin hisselerinin %10'unun müvekkiline, %20'sinin dava dışı ...'a, %70'inin ise dava dışı...'a ait olduğunu, çoğunluk hissesine sahip...'ın 29.12.2015 tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararları uyarınca 3 yıllığına münferiden temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu başkanı seçildiğini, ancak davalı şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından usulünce yönetilmediğini, mali sıkıntı yaşandığını, gelirlerin...'ın banka hesaplarına aktarıldığını, şirket çalışanlarının kredi kartları kullanılarak şirkete nakit sağlandığını, bunların geri ödemelerinin herhangi bir düzen olmadan belgesiz olarak yapıldığını, şirket kasasının çoğunluk pay sahibi tarafından sistematik bir şekilde boşaltıldığını, uzun süredir kâr payı dağıtımı yapmadığını, müvekkili açısından ortaklık ilişkisinin devamının imkânsız hale geldiğini, müvekkili ile diğer ortaklar arasında huzursuzluk çıktığını ileri sürerek müvekkilinin esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin hesaplanarak davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına; bunun mümkün olmaması halinde davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ortaklık ve iş yetkilerini kötüye kullanarak kendi hesaplarına para aktardığını, şirketin zarar etmesine sebep olduğunu, davacının şirketin hem pazarlamacısı hem satış sorumlusu olduğunu, müşteriler ile birebir muhatap olduğunu, parasal giriş çıkışları en iyi davacının bildiğini, Gürhan Yıldızhan'ın adına kayıtlı başka şirketlerin olması ve işlerinin yoğun olması nedeniyle tüm işleyişle davacıyı görevlendirdiğini, ancak bir süre sonra yapılan işlerin fazlalığına rağmen şirket kazancının artmadığını hatta zarar ettiğini, işler ve alacaklar kontrol edildiğinde bir çok işin teslim edilmesine rağmen alacakların tahsil edilmediğinin ortaya çıktığını, davacının eşi ile kurdukları firmayı müvekkili şirketin şubesi olarak tanıttıklarını ve yapılan işleri bu şirkete mal ettiklerini, müvekkili şirket adına hem davacının abisi adına kayıtlı ... Aliminyum Plastik Doğrama, hem davacının eşiyle birlikte kurduğu şirket tarafından faturalar kesildiğini, durumun şirket yetkililerince tespit edilmesi sonrasında 07.01.2019 tarihinde davacının iş yerinden ayrıldığını, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, davacının ayrılma akçesi adı altında hiçbir alacağının olmadığını, aksine borçlu olduğunun kabulüyle şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacıya ait %10 payın şirkete devrine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 24.07.2015 tarihinde faaliyete başladığı; şirketin 2018 yılında satışlarında artış olmasına rağmen, 2018 yılını zararla kapattığı, zararın kaynağının maliyet artışlarından kaynaklandığı, para aktarımları ile bağlantı kurulamadığı, 2019 ve 2020 yıllarında ise satışlarda büyük oranda düşme olduğu, kâr dağıtımı yapılmasının genel kurul kararları ile bağlı olduğu, bu konuda herhangi bir genel kurul kararının bulunmadığı ve kâr dağıtımı yapılmadığı, davacının davalı şirkette %10 oranında ortaklık payının bulunduğu, alınan bilirkişi raporunda şirketin aktif varlıkları ile borçların karşılanamadığı, özvarlığının bulunmadığı ve borca batık durumda olduğu, davalı şirketin zarar ettiği, ancak satışlardaki düşme nedeninin belirlenemediği, ortaklara şirketten ödenecek çıkma payının bulunmadığı, aksine ortakların şirkete ödeme yapmasının gerektiği, kredi borcu bulunmasına rağmen ticari ilişki dışında yapılan para transferleri nedeniyle davalı şirketin dava dışı şirketlerden 729.157,52 TL alacaklı kaldığı, şirketin finansman akışının iyi yönetilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı Kanun) anonim şirket ortaklığından çıkma hususunun düzenlenmediği, 6102 sayılı Kanun'un 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı nedenlerle feshinin talep edilebileceği, bu maddede hangi hallerin haklı sebep sayılacağının belirlenmediği, haklı nedenlerle fesih davalarında davacı tarafça diğer ortaklardan daha az kusurlu olduğunun ispat edilmesi gerektiği, aynı Kanun'un 437. ve 438. maddeleri gereğince davacının bilgi alma, inceleme ve özel denetim isteme hakkını kullanabileceği ve davacının bu haklarını kullanmasına engel olunduğu hususunun ispat edilemediği, aynı Kanun'un 408/2. maddesi kapsamında kâr payı, kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğu, davacının genel kurula müracaat ederek kâr payı dağıtımını talep etmesi ve talep reddedildiği takdirde kararın iptaline yönelik dava açması gerektiği, davacının davalı şirkete 26.250,00 TL sermaye taahhüt borcunu yerine getirmediği, sermaye taahhüt borcunu yerine getirmeyen ortağın fesih davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kâr dağıtımı yapılması konusunda genel kurul kararı bulunmadığı, taraflarca sunulan defter ve belgelerde şirketin kötü yönetildiği konusunda net bir tespit ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, dava tarihi itibariyle anonim şirketin feshini ya da davacının ortaklıktan çıkarılmasını gerektirecek yeterli haklı sebep bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haklı nedenle ayrılma akçesi karşılığında anonim şirket ortaklığından çıkma, bu mümkün olmazsa anonim şirketin feshi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.