MAHKEMESİ:Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI:2024/617 Esas, 2024/679 Karar
KARAR:Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ:Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI:2023/30 E., 2023/134 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” tanınmış markasına ve aynı zamanda dünyanın en çok patentine sahip şirketi olduğunu, davalının 2014/98359 sayılı "...+Şekil" ibareli başvurusunun da yalnızca “G” ve “E” harflerinden oluştuğunu, müvekkilinin "..." markalarından farklı olan hiçbir unsur içermediğini, dava konusu başvurunun kapsadığı mal ve hizmetlerin, müvekkilinin 98/018797 (204890) nolu "..." markasının mal ve hizmetleriyle ayniyet teşkil ettiğini, dava konusu markanın, müvekkiline ait 99/005943, 2014/23946, 2008/10276, 2007/10082 nolu "..." markaları gibi, müvekkiline ait "..." seri markalarının hemen hemen hepsiyle bağlantılı mal ve hizmetler için de tescil edilmek istendiğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/1-b ve 8/4 maddesi koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Enerji Elektrik Üretimi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait marka başvurusunda yer alan 39 ve 40. sınıf mal ve hizmetlerin, davacının 98/018797 (204890), 98/018796 (206391), 2014/23946, 2014/64166, 2007/10082, 2007/08844, 2007/08816 sayılı markalarında aynen yer aldığı, taraf markalarının aynı harflerden oluşması, davalı markasında dizaynın farklı olmasına rağmen, özellikle kendi içindeki renk farkı nedeniyle G ve E harflerinin görsel bakımdan ayrılması ve belirgin şekilde ortaya çıkarılması, dava konusu marka her ne kadar şekilsel olarak dairesel konumda G ve ters E şeklinde oluşturulmuş ise de, tellaffuz olarak söylenişinin Latince “G” ve “E” harfleri olacağı nazara alındığında, çekişmeli tüm hizmetler yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluştuğu, davacının “...” markasının yüksek tanınmışlığa sahip bir marka olduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanma koşullarının da gerçekleştiği, anılan KHK’nın 8/3 maddesinin uygulanma koşullarının ise oluşmadığı, davalının kötüniyetle başvuruda bulunduğu hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2016-M-10406 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2014/98359 sayılı "... + şekil" ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait marka başvurusunda yer alan 39 ve 40. sınıf hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markalarında aynen yer aldığı, ibareler yönünden de taraf markalarının aynı harflerden oluştuğu, davalı markasında dizaynın farklı olmasına rağmen, özellikle kendi içindeki renk farkı nedeniyle G ve E harflerinin görsel bakımdan ayrılması ve belirgin şekilde ortaya çıkarılması nedeniyle dava konusu başvurunun asıl unsurunun "..." harflerinden oluştuğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu marka her ne kadar şekilsel olarak dairesel konumda G ve ters E şeklinde oluşturulmuş ise de, telafuz olarak söylenişinin Latince “G” ve “E” harfleri olacağı nazara alındığında bu kabulün zorunlu bulunduğu, dolayısıyla mahkemece çekişmeli tüm hizmetler yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluştuğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yine davacının “...” markasının yüksek tanınmışlığa sahip bir marka olduğu ve 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanma koşullarının da oluştuğu, bu tanınmışlığın iltibas ihtimalinin gerçekleşeceği olgusunu daha da güçlendireceği, davalının kötüniyetle başvuruda bulunduğu hususunun ise ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.