MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1948 Esas, 2024/553 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adıyaman 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/419 E., 2022/402 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.12.2015 tarihinde tamamı...'ya ait taşınmazı satın aldığını, satım tarihinde taşınmaz üzerinde 2 adet 1. derecede ve 2. derecede ipoteğin gözüktüğünü, 1. derecedeki ipoteğin 15.12.2009 tarihli 2.000.000,00 TL ve 2. derecedeki ipoteğin 23.07.2013 tarihli 6.000.000,00 TL bedelli olduğunu, ...'nın davalı bankadan kredi kullandığını, bu kullandığı kredi karşılığında taşınmazı ipotek verdiğini, verilen bu ipoteklere ilişkin kredinin... tarafından ödendiğini ve kapatıldığını, ...'nın 03.03.2017 tarihinde davalı bankadan 1.000.000,00 TL tekrar kredi kullandığını, kullanılan kredi tarihinde taşınmazın müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının kullandırmış olduğu kredi için davacıdan muvafakat almasının gerektiğini, devralındığı tarihteki kredilerin ödendiği ve ipoteklerin boşa çıktıklarını ileri sürerek ipotek borçlusu olmadığının tespitine, taşınmaz üzerinde bulanan ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile dava dışı... arasında 19.06.2013 tarihli, 6.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme kapsamında ....'nın mülkiyetinde bulunan bir kısım taşınmazlar ile davaya konu taşınmazı üst limit ipoteği niteliğinde 6.000.000,00 TL üzerinden ipotek verdiğini, daha sonra davaya konu taşınmazın 17.12.2015 tarihinde davacı tarafından üst limit ipotekli olarak satın alındığını, her ne kadar davacının dava konusu taşınmazı edindikten sonra taşınmaz aleyhine borç doğduğunu iddia etmiş ise de, söz konusu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taşınmaz üzerinde 23.07.2013 tarihinde kurulmuş üst limit ipoteğine konu bir ticari kredi borcunun bulunduğu, halen söz konusu borç ödenmediğinden ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 883. maddesinde "Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir." düzenlemesi uyarınca taşınmazın mülkiyetinin daha sonradan davacıya geçmesinin ipotek senedinin de geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, tapu satış evrakında davacının ipoteğin varlığını bilerek taşınmazı devraldığını açıkça belirtildiği, dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanılan kredilere istinaden davalı bankaya borcunun bulunduğu ve halen daha borcun devam ettiğinin İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/357 E., 2021/874 K. sayılı dosyasında tespit edildiği, taşınmazı sonradan devralan davacının kredi sözleşmesinin tarafı olmamasının ipoteğin varlığına herhangi bir etkisinin bulunmadığı, ilgili ipoteğin dava dışı borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarını kapsar şekilde üst sınır ipoteği niteliğinde bulunduğu, dava konusu taşınmazdaki ipoteğin mevcudiyetinin yasal şartları taşıdığı gerekçesiyle davacının taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Genel Kredi Sözleşmesi gereğince sözleşmenin teminatı olarak ipotek verilen taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.