MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/69 Esas, 2024/275 Karar
HÜKÜM: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/136 E., 2023/260 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... adına 2000/17929, 2014/69374 ve 2017/100459 sayılı "..." ibareli tescilli markaların bulunduğunu, diğer müvekkili şirketin ise lisans sözleşmesine dayalı olarak bu markaları kullandığını, müvekkili şirketin emlak sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalılardan ... adına tescilli 2006/55838 ve 2016/92604 sayılı "..." ibareli markaların bulunduğunu, 2018 yılında "www.emlakdenizi.com" adlı internet sitesini kurması üzerine müvekkilinin davalı markalarından haberdar olduğunu, müvekkili markalarının 2000 yılından beri tescilli bulunduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanlar dahilinde, ilgili tüketici kesimi tarafından Türkiye'nin önemli bir kısmında tanındığını, davalı gerçek kişi adına tescilli markaların, müvekkiline ait markalar ile benzerlik taşıdığını, müvekkili markalarının baskın unsuru olan "..." ibaresi ile davaya konu markaların baskın unsurunun fonetik ve logo olarak birebir aynılık içerdiğini, bu durumun iltibasa neden olduğunu, müvekkilinin çok sayıda ... ibareli markası olduğundan söz konusu markaların seri marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu markaların, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağladıklarını, müvekkiline ait markaların itibarının zedelenebileceğini ya da ayırt edici niteliğinin zarar görebileceğini, davalının, müvekkilinin markalarının kullanım biçimini taklit etmek suretiyle haksız yarar sağlamayı amaçladığını, bu durumun davalının tescil sırasındaki kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek davalı ... adına tescilli 2006/55838 ve 2016/92604 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, www.emlakdenizi.com adlı internet sitesinin kapatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının 2014/69374 ve 2017/100459 sayılı markalarının, müvekkilinin 2006/55838 sayılı markasından sonra tescil edildiğini, dolayısıyla bu markaların müvekkilinin 2006/55838 sayılı markası yönünden değerlendirmeye alınamayacağını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlikten söz edilemeyeceğini, iki markanın şeklen birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı yana ait markanın tanınmış marka niteliği taşımadığını, müvekkilinin marka başvurusunun iyiniyetli olduğunu, aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının hükümsüzlük davası açma hakkının düştüğünü, davacının 5 yılı aşkın süredir kötüniyetli olarak sessiz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2000/17929 sayılı "Şekil+... PATENT...-MÜŞAVİRLİK OFİSİ" ve 2014/69374 sayılı "..." ibareli markasıyla davalının 2006/55838 sayılı "Şekil+ED ..." ve 2016/92604 sayılı "Şekil+..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, hedef kitle açısından iltibas ve benzerlik oluşmadığından davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı da oluşmayacağı, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığından, davalı tarafın markası kapsamında kullandığı www.emlakdenizi.com adlı alan adının da davacı markaları ile iltibas oluşturmadığı, taraf marka işaretleri ve davalının alan adı kullanımı benzemediğinden SMK'nın 6/5 hükmü uyarınca tanınmışlık koşulunun da gerçekleşmediği, haksız rekabet iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli dava konusu markalar ile davacı tarafça dayanılan "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak davalı markalarının, davacı markalarından farklılaştığı, marka işaretleri benzer görülmediğinden davacı markalarının tanınmış olmaları halinde dahi varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu markaların kötüniyetli olarak tescil ettirildiğinin ispat edilemediği, davalı şirketin internet alan adı kullanımının, marka hakkına dayalı olduğu, davacı tarafın, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği ve haksız rekabete ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve internet sitesinin kapatılması istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 18.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.