MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/28 Esas, 2022/2106 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/814 SAYILI DOSYASINDA
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 19.12.2019
SAYISI: 2017/91 E., 2019/1400 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili tarafından keşide edildikten sonra dava dışı ...'a teslim edilen çekin ... tarafından kaybedilmesi üzerine açılan çek zıyai davası sonunda çekin iptaline karar verildiğini, davalının bahse konu davanın yargılaması sırasında yetkili hamil olduğunu ispat etmek üzere çeki mahkemeye ibraz etmeyerek, hakkında iptal kararı verilen çeki kötü niyetle kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu ettiğini, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari veya kişisel ilişki olmadığını ileri sürerek takibin iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davaya konu çek ile ilgili açılan çek ziyai davasında verilen iptal kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptal kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; çek ziyaı iptalinin usul ve yasaya aykırı olup maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmediğini, müvekkilinin çeki alacağına karşılık aldığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, davacının iddiasına göre yetkili hamil dava dışı ... olduğundan davacının menfi tespit davası açamayacağını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; çekin iptaline ilişkin yargılamada tüm hukuki prosedürün yerine getirildiğini, davacının çeki ilgili bankaya 18.03.2015 tarihinde ibraz etmesiyle bahse konu çek hakkında dava açıldığını öğrenmesine rağmen çeki mahkemeye ibraz edip çekin istirdatı için dava açılmasına imkan sağlaması gerekirken kötü niyetle bir sene bekleyip takip başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu çek ile ilgili savcılık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, kararın itiraz üzerine kaldırılıp tekrar kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, asıl dava davacısı ...'ın ve birleşen dava davalısı ...'ın savcılık dosyasındaki ifadeleri ile mahkeme dosyasındaki ifadeleri arasında çelişki bulunduğu, davacının asıl davada, dava konusu çeki düzenleyip oğlu ...'a verdiği, ...'ın çeki Kadıköy'de kaybettiği, yetkili hamilin ... olduğu, bu kişi tarafından alınmış çek iptal kararı olduğu gerekçelerine dayanmak suretiyle dava konusu çek dolayısıyla davalıya borçlu olmadığı iddiasında olduğu, savcılık dosyasında ise çeki kimseye vermediğini ve çekin kaybolduğunu beyan ettiği, öncesinde de davalı hakkında dolandırıcılık ve sahtecilikten şikayetçi olduğu, davacının İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/361 E. sayılı dosyasında icra takibine yönelik borca itirazda bulunduğu, 13.04.2017 tarihli ve 2016/361 E., 2017/396 K. sayılı karar ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/221 E. sayılı dosyasında görülen çek iptali davasında davacının çekin iptaline muvafakat ettiği ve çek bedelinin 200.000,00 TL olduğunu beyan etmesi karşısında çekte tahrifat yapıldığı iddiasının doğru olmadığının anlaşılması ve takip alacaklısının çekin yasal hamili olduğunun anlaşılması sebebiyle davanın reddine karar verildiği, davacının istinaf başvurusunun 16.03.2018 tarihli karar esastan reddedilerek kesinleştiği, çek hakkında iptal kararı alanın ... olduğu, davacının dava konusu çeki ...'a hangi amaçla verdiğini açıklamadığı, dosya kapsamında toplanan deliller ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'nin dava konusu çekin yetkili ve yasal hamili olduğu, çeki süresinde bankaya ibraz ettiği, ödenmemesi üzerine icra takibi yoluna gittiği, menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda olduğu ancak davalı taraf davacı tarafça imzalanmış çeke dayandığından ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının dava konusu çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve davalıya böyle bir borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, ancak davacı tarafın dava konusu çekin kaybedildiğine ve davalıya borçlu olmadığına ilişkin iddialarını ispatlayamadığı; birleşen davada ise, çek zıyaine ilişkin davada verilen 24.07.2015 tarihli kararda, ilanların yapıldığı, dava konusu çekin mahkemeye ibraz edilmediği, banka ile yapılan yazışmada bankaya ibraz edilmediğinin bildirildiği gerekçesine yer verildiği ancak dava konusu çekin zayii olmadığı, davalı ...'nin elinde olduğunun 17.03.2015 tarihinde bankaya ibrazından anlaşıldığı, mahkemece yeterli araştırma yapılmaksızın karar verildiği, bu kararın maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmediği, senedi elinde bulunduranın maddi hukuk yönünden mevcut hukuki durumunun aynen devam ettiği, dava konusu çekin mahkeme kararı öncesinde davalı elinde bulunduğu belli olduğu, söz konusu çekin kaybedilme neticesi zayii olduğu hususunun ispatlanamadığı, burada mahkemece davacıya dava konusu çeki elinde bulunduran kişi hakkında istirdat davası açması için süre vermesi gerekirken, çekin iptaline karar verildiğinin anlaşıldığı, eldeki dosyada tedbir kararı verilip davalı takip alacaklısının alacağına geç ulaşmasına sebep olunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ve ek kararı ile ... Bankası A.Ş.'ye ait, keşidecisi ... olan 14.03.2015 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli çekin hamiline düzenlendiği, arkasında asıl dosya davalısı ...'nin cirosu, altında ise ödeme yasağı nedeni ile ödeme yapılmadığına ilişkin 17.03.2015 tarihli şerh olduğu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/221E., 2015/670K. sayılı kararında ... tarafından açılan davanın kabulü ile dava konusu 200.000,00 TL bedelli çek hakkında zayi nedeni ile iptal kararı verildiği, karara karşı davalı ...'nin temyiz isteminin reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacının İstanbul 15.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/361 E. sayılı dosyada icra takibine yönelik borca itirazda bulunduğu, 13.04.2017 tarihli ve 2016/361 E., 2017/396 K. sayılı karar ile İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/221 E. sayılı dosyasında görülen çek iptali davasında davacının çekin iptaline muvafakat ettiği ve çek bedelinin 200.000,00 TL olduğunu beyan etmesi karşısında çekte tahrifat yapıldığı iddiasının doğru olmadığının anlaşılması ve takip alacaklısının çekin yasal hamili olduğunun anlaşılması sebebiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf başvurunun esastan reddedildiği, birleşen davada iptali talep edilen İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/221 E., 2015/670 K. sayılı kararına konu çekin, asıl davanın konusunu oluşturduğu, çek iptali davasının hasımsız açıldığı, sonucunda verilecek iptal kararının çek hamili üçüncü kişileri bağlamadığı, bu nedenle iptal kararından sonra çeki takibe koyan hamil aleyhine açılacak menfi tespit davasında davacının bu çekten dolayı borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı, senedin rızası dışı elinden çıktığını, davalının çekte tek ciranta/hamil olduğunu, çek hakkındaki iptal davasını biliyor olduğunu ve kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de davalının hamiline yazılı çekte yetkili hamil konumunda olup davacının aksi yöndeki iddiasını ispatlayamadığı, davacı, dava ve cevaba cevap dilekçesinde sahtelik, tahrifat yönünde bir iddiada bulunmadığı gibi çekteki imzanın ve çekin 200.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiğini açıkça kabul ettiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141. maddesinde yer alan iddianın genişletilmesi yasağı ilkesi gereği imza incelemesi yapılmamasının yerinde olduğu, davacı, senetteki bedeli açıkça kabul ettiğinden senet bedelindeki rakam üzerinden geçilip geçilmediğinin, davacının parafının olup olmadığının, senedin bedelini ve vasfını etkilemediği, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmiş olmakla soruşturma dosyasından kanun yararına bozma yoluna gidildiğine ilişkin istinaf sebebinin kabul görmediği, birleşen davada, davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, birleşen davalının davaya cevap dilekçesi sunduğu görülmekle birleşen dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğine ilişkin istinaf istemi yerinde görülmediği, esas yönünden yapılan incelemede ise; çek iptal davasını açan ...'ın yetkili hamil sıfatının sabit olmadığı, çekin birleşen dosya davacısı tarafından karar tarihi olan 24.07.2015'ten önce 18.03.2015'te bankaya ibraz edildiği dikkate alındığında birleşen davanın kabul edilerek dava konusu çek hakkındaki zayi nedeni ile iptal kararının iptaline karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacı vekilinin ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, hakkında iptal kararı verildiği çekten dolayı başlatılan icra takibinin iptali ile davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine, birleşen dava, asıl davaya konu çekin iptali kararının iptali taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'a yükletilmesine, temyiz harcı birleşen davada davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.