MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2024/392 Esas, 2024/712 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik ilişkisi olduğunu, davalı tarafından 21.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalı tarafın bu sözleşmeye dayanarak müvekkil şirketten almış olduğu akaryakıt ürünleri karşılığı borçlarını ödemediğini, borca ilişkin mutabakat sağlanmaya çalışıldığını, 2012 yılından devreden faiz hariç 127.000,00 TL mal alım kaynaklı cari hesap borcu ve taahhüde aykırılık nedeniyle 377.000,00 TL cezai şart borcu olmak üzere 504.000,00 TL borcu olduğunun ayrıca bu borcun gecikme faizinden ve kurumsal kimlik yatırımı kaynaklı borçlardan da sorumlu olduğunun bildirildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen 31.03.2017 tarihli ihtarname ile müvekkil şirkete 97.125,24 asıl alacak olmak üzere borcu olduğunu ve bunu ödemek istediğini bildirdiğini, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, şirket lehine tesis edilen ipotek limiti 300.000,00 TL olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sadece ikrar edilen 97.000,00 TL ve bunun işlemiş faizinin ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere talep edildiğini, ödeme emrinin davalıya 18.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde itiraz edildiğini, 24.04.2017 tarihinde davalı tarafça kabul edilen 97.125,24 TL'nin müvekkil hesabına ödendiğini, ancak icra, yargılama masrafı ve faiz ödemesi yapılmadığını, takibin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 59. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masrafa mahsup edilmesi talepli başlatıldığını, ödeme sonrası borcun sona ermediğini ileri sürerek itirazın iptali ile kısmı harici ödemenin faiz ve masraflara mahsubu ile bakiye alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflarca amaçlanan fayda sağlanamadığı için müvekkilinin bayilik istasyonunu kapatmak zorunda kaldığını, davalının borcu ödemeye hazır olduğu halde aleyhine takip başlatıldığını, bunun üzerine müvekkilinin ticari defterlerinde borç olarak gözüken meblağı davacı hesabına yatırdığını, sözleşmenin müvekkil tarafından sona erdirilmediğini, sözleşmenin 5 yıllık sürenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, talep edilen faizin fahiş ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının icra takibinden önce davalıları temerrüde düşürdüğünü gösterir dosyaya yansıyan bir kanıt bulunmadığı, davalılar icra takibi ile birlikte temerrüde düştüklerinden 14.04.2017 takip tarihinden davalıların asıl alacak tutarı 97.125,24 TL'yi ödedikleri, 24.04.2017 tarihine kadar geçen 10 günlük süre için ticari faiz uygulanarak elde edilecek işlemiş faiz tutarı üzerinden icra takibine devam edileceği buna göre, davacının isteminin (97.125,24 TL x 10 x %9,75/100 x 365) 259,44 TL işlemiş faiz yönünden kabulüne, takibin devamına karar verilen tutar hesaplama ile ortaya konulmakla, davalılar yönünden baştan itibaren belirlenebilir nitelikte bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibinde takipten sonra yapılan ödemeden geriye kalan kısım üzerinden itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
30.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.