MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1818 Esas, 2025/680 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/380 E., 2024/764 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in ... kiralama işi ile iştigal ettiğini, diğer davacının da bu işleri yönettiğini, davacının kredi notunun düşük olması nedeniyle kredi alamayınca davalı ...'nın faiz ile geri ödenmesi karşılığında davacı ...'e borç para verdiğini, taraflar arasında bu şekilde başka faizli borç ilişkilerinin de olduğunu, davalı ...'ün 13.06.2017 tarihinden bu yana davacı ...'a faiz ile farklı tarihlerde toplam 1.135.000,00 TL borç vererek bundan menfaat elde ettiğini, müvekkilinin faizleri ile beraber bu borcun 1.012.905,00 TL'sini ödediğini, davalı ...'ün bu ödemelerin dışında 10.05.2020 ödeme günlü 0737917 seri numaralı 490.000,00 TL bedelli çek ile 10.06.2020 ödeme günlü 8183330 seri numaralı 297.400,00 TL bedelli çekleri müvekkilini zarara uğratmak maksatlı olarak diğer davalı ...'ye ciro ettiğini, çeklerin karşılıksızdır işlemi görmesi üzerine bu çeklere dayalı icra takibine girişildiğini, bunun dışında davalı ...'ün elinde henüz vadesi gelmemiş toplamda 120.000,00 TL bedelli iki adet daha çek bulunduğunu, bu durumda davalı ...'ün müvekkilinden kısa bir sürede tefecilik eylemleri neticesinde toplamda 785.305,00 TL faiz geliri elde etmiş olacağını, davalı ...'ün bu eylemleri nedeniyle savcılığa da şikayet edilmiş olduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, zaten ödenmiş olan bir borç neticesinde bedelsiz hale gelen çeklerden ve bu çeklerin ticari hayatın devam ettirilmesi korkusuyla düzenlenmiş olmasından dolayı davacıların borçlu olamadığını ileri sürerek 490.000,00 TL ve 297.400,00 TL'lik çekler nedeniyle müvekkilinin takip dosyasında borçlu bulunmadıklarının tespitine, takibe konu çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiş, dava konusu çeklerin bedelinin yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle davaya istirdat davası olarak devam edilmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kambiyo ilişkisinin temel ilişkiden tamamen bağımsız olarak meydana geldiğini, kambiyo senetlerinin aynı zamanda mücerret senetler olduğunu, mücerret (soyut) senetler olmasının en önemli sonucunun temel ilişkideki sakatlığın ve hükümsüzlüğün, kambiyo senedini etkilemediğini, davalının iyiniyetli 3. kişi olduğunu, aksini davacı tarafın ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ... ile 2017 yılında ... kiralama işi için sözlü adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, dava konusu çeklerin dayanağının ticaret ilişkisi olduğunu, bu ticaret ilişkisinin davalı tarafından ödenen paralarla alınan araçların işletilmesi ile elde edilen gelirin paylaştırılması ve davalıya düşen kısmın çeklerle ödenmesinden ibaret olduğunu, herhangi bir tefecilik ilişkisi olmadığını, dava dilekçesinde davacı ...'un kendisinden 19.07.2017 tarihinde 65.000,00 TL borç aldığını, bu borcu için 14.08.2017 tarihinde 2.000,00 TL faiz ödemek zorunda kaldığı iddia edilmiş ise de, davacıların kendi sundukları deliller arasında yer alan dekontun açıklama kısmında ''... Passat Aidat'' yazılarak davacı tarafından kendisine 2.000,00 TL gönderildiğini, bunun da tefecilik ilişkisi olmadığını, taraflar arasında sık sık araç kiralama ve bunların aidatlarının ödemesinin gerçekleştiğini, çeklerin de bu sebeple verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıların çeklerin tefecilik kapsamında ve ikrah altında alındığını ancak ödemesinin de yapıldığını, dolayısıyla bedelsiz kaldığını yasal deliller ile ispatlaması gerektiği, davacının ileri sürdüğü bu hususu tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ise de isim bildirilmediği, dava konusu çeklerin korkutma sonucu alındığı hususunda başkaca delilin ibraz edilmediği, dava konusu olayla ilgili yapılan soruşturmalar sonucu en son Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2153 soruşturma 2024/10 karar sayılı ilamı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara yapılan itirazın da reddedilerek takipsizlik kararının kesinleştiği, davalılar tacir olmadığından işbu davada ticari defterlerin delil olarak kullanılmasının da mümkün olmadığı, davanın niteliği gereği yemin deliline dayanılmasının da mümkün görülmediği, böylece davacınn dava konusu çeklerin tefecilik kapsamında ve zorla alındığını, bedellerinin ödenmek suretiyle bedelsiz kaldığı iddiasını yazılı deliller ile ispatlayamadığı, davacılar ile davalı ... arasında araç kiralama işi nedeniyle oluşan ticari ilişki kapsamında dava konusu çeklerin keşide edildiği, davalı ...'nin ise çekleri diğer davalıdan ciro ile devraldığı ve devralırken bile bile borçlularına zararına hareket ettiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava konusu iki adet çeke dayalı istirdat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.